KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2015/11466 E., 2015/12313 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2015
- İncelenen kararın mahkemesi
- Muğla Kadastro Mahkemesi
- Tarihi
- 06/11/2013
- Numarası
- 2012/4 - 2013/12
- Davacılar
- H.. U.. - İ.. D.. ve Ark.
- Davalılar
- Hazine - Orman Yönetimi
Karar Metni
1.466 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, kadastro tespitine itiraz davasıdır. Kadastroca tapu kaydına istinaden tespitler yapılmış, daha önce açılan dava nedeniyle malik haneleri boş bırakılarak tutanaklar kadastro mahkemesine gönderilmişlerdir. 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda tescil harici bırakılmış, 1988 yılında ise idari yoldan Hazine adına tapuya kaydedilmişlerdir. 1966 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1989 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece; 300 ada 1 parsel ilâ 149 parsel ve 187 sayılı parsellerin davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 300 ada 151 ve 152 sayılı parsellerin orman olarak Hazine adına tapuya tesciline, 300 ada 153 parsel ilâ 186 parsellerin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tespit dışı bırakılmasına karar verilmiştir.
Kişiler adına tapuya tesciline karar verilen parseller yönünden mahkemenin kabulü ve araştırmasının yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü: davacıların dayandığı T.Sani 337 tarih 10 sıra nolu tapu kaydının zemine dört sınır itibariyle tam olarak uyup uymadığı araştırılmamıştır. Tapu kaydının sınırları, kuzey ve doğusu Hacı Ali Bey evlatları tarlası, Batısı: Derin Dere, Güneyi: Derya sınırını okumakta ve yüzölçümü 75 dönümdür.
Bu tapu kaydının uygulandığı dava konusu parseller ve dava dışı kesinleşen parseller ile kuzey ve doğu sınırdaki Hacı Ali Bey tarlaları arasında uzak mesafeler vardır. Hacı Ali Bey tarlaları kuzey ve doğuda hemen bitişikte değildir. Arada boşluklar ve fiilen ormanlar bulunmaktadır. Batıda. Dere, Güneyde. Deniz vardır. Bu tapu kaydının yüzölçümünden çok daha geniş bir alanı kapsadığı kabul edilmektedir.
Tapu kaydının dört sınırının da zeminde tam olarak belirlemesi ve tespiti yapılmamıştır.
Davacıların dayandığı 10 sıra nolu tapu kaydının zemine uyduğu ve dava konusu parselleri kapsadığı kabul edilse dahi, tapu kaydının sınırları sabit değildir. Tapu kaydı miktarı ile geçerlidir. Tapu kaydının yüzölçümü 75 dönüm olmasına rağmen, dava konusu parseller dışında, dava konusu yapılmamış, 288, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 298, 305 ve 306 nolu adalar içerisindeki parsellere uygulanmıştır.
Temyiz aşamasında iade ile alınan ek raporda, dava dışı parsellerin toplam alanı 200 dönüme (190.601.33 m2) yakındır. 300 ada içinde dava konusu parsellerin yüzölçümü ise 37.631.62 m2'dir. Davacıların, dava konusu parseller dışında 10 sıra nolu tapu kaydına istinaden adlarına tapuya tescil edilen miktarı tapu kaydının yüzölçümünden çok fazladır. Yukarıda açıklandığı üzere tapu kaydının sınırları sabit değildir, kapsamı belirlenirken miktarına (75 dönüm) değer verilmelidir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/C maddesinde harita, plan ve krokiye dayanmayan ve sınırları değişebilir, genişletilebilir mahiyette ise kayıt ve belgenin gösterilen miktarına itibar olunacağı, 20/B maddesinde ise, harita, plan ve krokiye dayanmayan ve belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyorsa ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyorsa kayıt ve belgenin sınırları esas alınarak tespitler yapılacağı belirtilmiştir.
Yani 3402 sayılı Kanunun 20/B maddesinin uygulanabilmesi ve sınırlara değer verilebilmesi için davacıların bu parselleri kullanımları zorunludur. Keşifde dinlenen zirai bilirkişi 300 ada 134 ilâ 149 sayılı parsellerin taşlık, kayalık, meyilleri yüksek, toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve tarım dışı araziler olduğunu belirtmiştir. Bu parsellerde kullanım olmadığı halde davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Bu nedenlerle yerel mahkemece, davacıların dayandığı tapu kaydının yeniden mahalline uygulanmalı, dava konusu parselleri tam olarak kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, kapsadığı anlaşıldığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/B, 20/C fıkraları tartışılmalıdır. Tapu kaydının sınırlarına itibar edildiği takdirde davacıların bu parselleri kullanıp kullanmadıkları tespit edilmeli, kullanıyorlarsa davanın şimdi olduğu gibi kabulüne karar vermelidir. Tapu kaydının miktarına itibar edilecekse, miktar fazlası olduğundan, miktar fazlalığının Hazinenin idari yoldan oluşturduğu tapu kaydının oluşumundan önce 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesindeki şartların değerlendirilmesi ve neticesine göre karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerden dolayı sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılamıyorum, yerel mahkeme kararının bozulması düşüncesindeyim.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/11466, K. 2015/12313, 8 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama