KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2015/15752 E., 2016/2609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2016
- İncelenen kararın mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada Kocaeli Tüketici ve Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, konut satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, davacının tüketici davalının ise satıcı tanımına girdiği ve uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Kocaeli Tüketici Mahkemesi ise 6502 sayılı Kanunun geçici 1. maddesindeki açık düzenlemeye göre 18/05/2014 tarihinden önce açılan davalarda görevli mahkemenin gönderme kararı veren mahkemeler olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun 3. maddesinde "Mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukukî işlemin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanunun amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir.
Somut olayda davacı vekili, davalının ... ... ... ... ... üyeliğinden işlemiş faizi ile birlikte toplam 6.448,77.-TL borcunun bulunduğunu ve bu borcu ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.448,77.-TL'nin asıl alacağı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil kuruma ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya kapsamından, davacı ... Belediyesi'nin ilgili mevzuat kapsamında konut yapıp satmak gibi bir görevinin bulunmadığı dikkate alınarak 4077 sayılı Kanun kapsamındaki "satıcı" tanımına uymadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, malvarlığına ilişkin olan bu uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesine göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/15752, K. 2016/2609, 2 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama