İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2015/2319 K.2015/1663

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2015/2319Karar2015/1663Tarih18 Mart 2015Okuma7 dk · 1.461 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2015/2319 E., 2015/1663 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Mart 2015
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.461 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı ... Yönetimi, tapuda tarla davalı adına kayıtlı ....... Köyü 278 parsel sayılı 1425,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı iddiasıyla tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle ............ adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

Davalı vekili, çekişmeli taşınmazın kadimden beri tarım arazisi olarak kullanıldığını, müvekkili tarafından taşınmazın tapuya güvenerek satın alındığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli 278 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle ............ adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 22/02/2011 tarihinde askı ilânı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve 6831 sayılı Kanunun 7. maddesinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespitinin orman kadastro komisyonları tarafından yapılacağı düzenlenmiş olmasına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/03/2015 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

1979 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca ....... Köyü çalışma alanında yapılan arazi kadastrosu sırasında, dava konusu taşınmaz ile birlikte dava dışı 277, 281, 282 ve 284 parsel sayılı taşınmazlar, Tapu Komisyonunun 28.04.1944 tarih 50 sayılı kararı üzerine oluşan tapu kaydına dayanılarak ölü kayıt maliki mirasçıları ............. ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Tespitlere karşı itiraz edilmediğinden, kadastro tutanakları kesinleşmiş ve 01.07.1980 tarihinde tarla vasfıyla tapuya tescil işlemi gerçekleşmiştir. Dava konusu taşınmaz daha sonra intikal ve satın alma suretiyle el değiştirmiş; 20.01.2012 tarihinde davalı adına tapu kaydı oluşmuştur. Tapu kaydında taşınmazın orman olduğuna dair herhangi bir şerh de bulunmamaktadır.

Yörede, 1999 yılında 6831 sayılı Kanun uyarınca orman kadastrosu çalışmaları başlamış; sonuçları 22.02.2011 tarihinde ilân edilmiş ve 22.08.2011 tarihinde kesinleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan uzman bilirkişi raporlarından, orman kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın tamamının orman sınırları içine alındığı anlaşılmaktadır.

Davacı ... Genel Müdürlüğü, 09.04.2012 tarihinde, çekişmeli taşınmazın 2011 yılında kesinleşen orman tahdit hattı içinde kaldığı iddiasına dayanarak, tapu kaydının iptali ve orman vasfıyla ............ adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın tamamının orman tahdit hattı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Genel olarak "kadastro", taşınmazların geometrik sınırları ile hukuki durumlarının belirlenerek tapu sicilinin oluşturulması suretiyle mülkiyet haklarının güvence altına alınması faaliyetidir.

766 sayılı Kanunun kadastroyu "kadastro planlarının tanzimi ve tapu sicilinin tesisi", 3402 sayılı Kadastro Kanununun "taşınmazların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmek suretiyle tapu sicilini kurmak ve mekansal bilgi sisteminin alt yapısını oluşturmak" şeklinde tarif ettiği.

6831 sayılı Orman Kanununun ise orman kadastrosunu, "ormanların sınırlarını tayin ve tespit etmek suretiyle ............ adına tapuya tescilini sağlamak" olarak ele aldığı görülmektedir. Bu kadastro faaliyetleri devlet tarafından, ilgili kurumları eliyle yürütülmektedir. Tapu sicili tek olup, Devlet, kadastro çalışması yapmak suretiyle 4721 sayılı Medenî Kanunun öngördüğü, güvenilir tapu sicilini oluşturmakla yükümlüdür.

Bu nedenle, tapu siciline güven ilkesinden söz edilmektedir.

Hal böyle olunca, devletin ilgili kurumu tarafından yapılan kadastro çalışmaları sonucu geometrik ve hukuki durumları belirlenerek oluşturulan tapu sicilillerine güvenmek, devlete güven ilkesinin olmazsa olmaz yansımasıdır. Bu ilke, devletin kendi eliyle yaptığı kadastro sonucu oluşturduğu sicilleri, başka bir kurumu eliyle yaptırdığı çalışma sonucu yok saymasının da önüne geçer.

Yine bu ilke, ilk kadastro sırasında yasal koşulların bir kısmının hatalı değerlendirmesi sonucu yasalara aykırı kayıtların oluşması halinde, yanlışlığın ancak bağımsız ve tarafsız mahkemeler eliyle düzeltilebilmesini olanaklı kılar.

Bu gerekliliğe kanun yoluyla sınırlamalar getirilebilirse de Anayasamızın 13. maddesi uyarınca bu sınırlamalar, hakların özüne dokunmamalı, anayasada açıkça belirlenmiş sebeplere uygun bulunmalı ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkelesine aykırı olamamalıdır.

Nitekim, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/1. maddesinde yer alan "Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılmaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve TMK.nın 1026. maddesi ne göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro tapu sicil müdürlüğünce re'sen iptal edilir." hükmü, yukarıda açıklanan ilkelerin doğal bir yansımasıdır. Bu madde uyarınca, daha önce kadastrosu yapılmak suretiyle hukuki durumları tespit edilmiş bir yerde, mülkiyet haklarını belirlemek amacıyla ikinci kez kadastro faaliyeti yapılamaz; yapılırsa, hükümsüzdür.

Sözkonusu yasa maddesinin, 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan kadastro faaliyetini kapsamadığını kabul etmek yukarıda açıkladığım, tapu kaydına güven ve devlete güven ilkeleri ile bağdaşmayacağı gibi; aynı maddenin devam eden fıkralarında, ikinci kadastro yasağının istisnaları sayılmış olup orman kadastrosu, bu istisnalar arasında yer almamaktadır.

Sözkonusu istisnalar, 2859 sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu ile 3402 sayılı Yasanın 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu gibi doğrudan arazi kadastrosu ile ilgili çalışmalardan ibaret bulunmayıp, imar mevzuatı kapsamında 2981 sayılı Yasa uyarınca yapılacak çalışmalar da istisnalar arasında sayılmıştır.

İstisnalar arasında başka yasalar uyarınca yapılacak kadastro çalışmalarından da söz edildiğine ve bunlar arasında 6831 sayılı Kanun yer almadığına göre. 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılacak kadastro çalışmaları da ikinci kadastro yasağı kapsamındadır. 6831 sayılı Kanunda, orman kadastrosunun ikinci kadastro yasağı kapsamının dışında kaldığına dair açık bir düzenleme de bulunmamaktadır.

6831 sayılı Kanunun 7. maddesinde yer alan "her türlü taşınmaz" tabirini, daha önce yapılan kadastro çalışmaları sonucu oluşan mülkiyet haklarını idari bir işlemle ortadan kaldıracak şekilde geniş yorumlamak, yukarıda açıkladığım nedenlerle isabetli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/20-559 E. - 2014/123 K. sayılı kararrında da benzer görüşler serdedilmiştir.

İkinci kadastro yasağı nedeniyle; bir taşınmaz, arazi kadastrosu kapsamında işleme tabi tutulmuş ve hakkında tutanak düzenlenmişse, artık o taşınmazla ilgili olarak istisnaları dışında yeniden kadastro çalışması yapılamaz ve tutanak düzenlenemez. İkinci kez yapılan kadastro yok hükmündedir; koşulları gerçekleştiğinde, tapu memuru tarafından tek başına terkin edilebilir. Aynı şekilde bir taşınmaz, önce orman kadastrosuna tâbi tutulmuş ve orman olarak tespit edilmişse, artık o taşınmaz hakkında arazi kadastrosu çalışması yapılamaz; yapılmışsa düzenlenen arazi kadastrosu tutanağı, ikinci kadastro yasağı kapsamında yok hükmündedir.

Arazi kadastrosu sırasında hata yapılmış olması halinde dava yoluyla hataların düzeltilmesi imkanı bulunmaktadır. Askı ilân süresi içinde açılacak davalarda kadastro mahkemeleri ve sonrasında ise genel mahkemeler görevlidir. 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi dava hakkını özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazlar yönünden 10 yıl ile sınırlamış ise de ormanlar yönünden böyle bir süre sınırı da bulunmamaktadır.

O halde, kanunlar uyarınca orman kabul edilmesi gereken bir taşınmazın arazi kadastrosu sırasında özel mülk olarak tespit edilmesi halinde gerek Orman İdaresi ve gerekse ............ tarafından dava yoluyla bu yanlışlığın düzeltilmesini sağlama imkanı bulunmaktadır.

Dava yoluyla düzeltilebilecek bu yanlışlığın, açılacak davanın tarafı olması gereken idari mercilerce, kamulaştırma dışında (yani bedeli ödenmeksizin) idari işlemle düzeltilmesi yoluna gidilmesinin; mülkiyet hakkını ihlal edeceği ve hukuk devleti ilkesi ile de çelişeceği düşüncesindeyim.

(AİHM'nin Köktepe-Türkiye, ....... ve Diğerleri-Türkiye, ............ -Türkiye kararlarında arazi kadastrosu sonucu tapuya tescil edilen taşınmazın daha sonra bedel ödenmeksizin orman kadastro sınırları içine alınması, tapu kaydı henüz iptal edilmediği halde, mülkiyet hakkının içini boşalttığı ve belirsizlik doğurduğu için, AİHS'nin Ek 1 numaralı protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiği belirtilmiştir.)

Diğer taraftan, devlete ve adalete güven ilkesinin gereği olan hukuk güvenliği, hukukun öngörülebilir olmasını da zorunlu kılmaktadır. Dairemizin sayın çoğunluk görüşü orman kadastrosunun ikinci kadastro sayılamayacağı, ilan süresi içinde dava açılmayan orman kadastrosunun kesinleşeceği ve kesinleşen tahdide karşı 10 yıl içinde dava açılabileceği, böyle bir davanın açılması halinde, birbirinin sonucunu etkileyecek nitelikteki davaların birlikte görüleceği yönündedir.

Somut olayda 10 yıllık süre henüz geçmemiştir. Dairemiz, temyiz incelemesine gelen dava dosyasını mahalline geri çevirmiş, "orman tahdidine karşı açılmış bir dava bulunup bulunmadığının araştırılması" ve ayrıca bu hususun "davalıdan" da sorulması istenmiştir. Eğer bu aşamada davalı tarafından açılmış bir dava bulunsaydı, davaların birilkite görülmesi gereği gündeme gelecekti.

Ne var ki; davalı asil, geri çevirme kararı üzerine verdiği dilekçesinde "Orman sınırlamasına karşı bir dava açmadığını" bildirmiştir. Görülüyor ki, Dairemizin geri çevirme kararı ile takip edilebilecek yola işaret edilmesine rağmen davalı, başvurabileceği hukuk yolunun farkına varamamaktadır. Hal böyle olunca, ortaya çıkan tablonun "hukukun öngörülebilir olması ilkesi" ile de çelişeceği kanatindeyim.

Yukarıda açıkladığım nedenlerle, yörede arazi kadastrosu yapılmış ise bundan sonra yapılan orman kadastrosu sonucunda belirlenen orman tahdit hattının, arazi kadastrosu parselleri ile çakışan bölümleri ikinci kadastro mahiyetinde olduğu ve hükümsüz sayılacağı için mahkemece yapılacak iş; orman kadastro hattı hükümsüz olduğuna göre, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının klasik orman araştırması yapılmak suretiyle belirlenmesidir.

Nitekim dosya içinde mevcut orman bilirkişi raporunda, 1970 tarihli hava fotoğrafında çekişmeli taşınmazın açıklık alan olarak gözüktüğü ve üzerinde orman ağacı bulunmadığı, güncel durumda taşınmaz üzerinde 3 adet 30 yaşlarında kızılçam ağacı bulunduğunu ancak ağaçların yaşından bu ağaçların tapu kaydının ilk tesisinden sonra saha içine geldiğinin anlaşıldığını bildirmiştir.

Mahkemece, çekişmeli taşınmazın vasfının, bu taşınmaz ile çakışan bölümü yönünden ikinci kadastro mahiyetinde olması nedeniyle hükümsüz sayılması gereken orman kadastrosu sonucu tespit edilen orman tahdit hattına göre "orman" olarak belirlenmesinin isabetli bulunmadığı kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2319, K. 2015/1663, 18 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/2319
Karar No
2015/1663
Tarih
18 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2015/2319 K.2015/4308
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2015/2319 K.2015/4389
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2015/2319 K.2015/23149
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2015/2319 K.2015/2567
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2015/2319 K.2015/4936
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2015/2320 K.2015/29996

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.