KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2015/5355 E., 2016/1698 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, ... ili, ... ilçesi,... köyünde bulunan eski 202 ada 4 parsel sayılı 16.300 m² yüzölçümündeki ve tarla vasfındaki taşınmaz, 109 ada 4 parsel numarasıyla 17.769,68 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... Yönetimi, askı ilân süresi içinde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak, tespitin iptali ve orman vasfıyla ... adına tapuya tescili istemiyle, ... aleyhine kadastro mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece, davacının talebinin mülkiyete ilişkin bulunduğu ve uygulama kadastrosunda mülkiyet haklarının değerlendirme konusu yapılamayacağı belirtilerek mahkemenin görevsizliğine ve talep halinde dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, davalı ...'in dava açılmadan çok önce, 1950 yılında öldüğü, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı ve olayda HMK'nın 124. maddesinin de uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı yokluğu nedeniyle “davanın reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çekişmeli taşınmazın orman olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, davalı ...'in dava açılmadan çok önce, 01.02.1950 tarihinde öldüğü belirlendiğine ve yargılama sırasında davacı idare tarafından 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi uyarınca iradi taraf değişikliği talebinde bulunulmadığı anlaşıldığına göre davacı ... Yönetiminin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu halinde “davanın usulden reddine” karar vermek gerekirken, mahkemece, kararın gerekçesinde dava şartı noksanlığına değinildiği halde kararın hüküm fıkrasında, yanlış anlamaya yol açabilecek şekilde, “davanın reddine” karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır. Ancak sözkonusu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/5355, K. 2016/1698, 15 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama