KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2015/7968 E., 2015/9596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2015
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 08/12/2014
- Numarası
- 2014/1677-2014/644
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 5. Tüketici ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, konut sigorta sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen tazminatın, konutun güvenliğini sağlamakla görevli olan davalıdan rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Tüketici Mahkemesince, davacı ile dava dışı kişi arasında konut sigorta poliçesi imzalandığı, davalının ticari şirket olduğu, dava konusu işlemin tüketici işlemi olmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ise, davanın, güvenlik hizmet sözleşmesi gereğince güvenlik hizmetinin yerine getirilmemesi nedeniyle meydana gelen hırsızlık zararının sigortalısına ödenmesinden dolayı rücuan tazminat istemine ilişkin olduğunu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, konut sigorta poliçesi ile sigortalı-dava dışı konutta meydana gelen hırsızlık sonucu oluşan hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, konutun güvenliğini sağlamakla görevli olan davalının olayda sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuan tazminini talep etmektedir. Bu haliyle uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanmaktadır
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, tazminatın mahiyeti ve kapsamı hakkında çeşitli hükümlere yer verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 Esas 9 Karar R.G.3.7.1944 sayılı kararında, bu husus, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/I-a maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Dosya kapsamındaki uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanmaktadır ve genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken asliye ticeret mahkemesi ile tüketici mahkemesi arasında karşılıklı görevsizlik kararı verilmiş olması usûl ve kanuna aykırı olup, asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, asliye ticaret ve tüketici mahkemelerince verilen görevsizlik kararları ile davadan çekildikleri ve işin görülmesinin sürüncemede bırakılmaması ve Yargıtayca yargı yeri belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, bu durumda uyuşmazlığında İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, bu mahkemenin yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/7968, K. 2015/9596, 19 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama