İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/5147 K.2018/2158

.....

Esas2016/5147Karar2018/2158Tarih22 Mart 2018Okuma7 dk · 1.445 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2016/5147 E., 2018/2158 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Mart 2018
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.445 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

.....

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili 13/12/2010 havale tarihli dilekçesi ile ".....paftasında yer alan 688 nolu parselin tapu malikidir. Müvekkil dilekçemize ekli resmi satış senedinden de anlaşılacağı üzere bu parseli 19/04/2004 tarihinde başkalarından satın almıştır.

Ancak davalı kurum müvekkilin maliki olduğu bu parselle aynı paftada bulunan 323 ve 321 nolu parseller arasında mükerrerlik olduğunu belirterek bu mükerrerliğin giderilmesi için .....uk Mahkemesinde 2006/108 Esas sayılı dosyası ile dava açmıştır. Yapılan yargılama neticesinde sözkonusu tapu kayıtları arasında mükerrerlik olduğu tespit edilmiştir.

Mahkemece yapılan araştırmalar neticesinde müvekkilin maliki olduğu 688 nolu parsel ile 323 nolu parsel arasında 1195 m2'lik kısım mükerrer kabul edilmiş ve bu kısım 323 nolu parsele dahil edilmiştir. Yine, müvekkilin maliki olduğu 688 nolu parsel ile 321 nolu parsel arasında 1075 m2'lik kısım mükerrer kabul edilmiş ve bu kısım da 321 nolu parsele dahil edilmiş ve bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiş, mahkemenin kararı kesinleşmiştir.

Yukarıda belirtilen dava konusu parsellerin mükerrer yazılmasında müvekkilin herhangi bir ihmali veya kusuru bulunmamaktadır. Müvekkil tapuya güven ilkesi uyarınca ve iyiniyetli bir şekilde bu parseli başkasından satın almıştır. Tapuların mükerrer yazılmasındaki kusur davalı kuruma aittir. Davalı kurumun kusurlu işleminden dolayı müvekkilin sahibi olduğu parselde toplam 2270 m2'lik bir azalma meydana gelmiş ve müvekkil zarara uğramıştır.

Davalı kurum sebep olduğu bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Yukarıda arz ettiğimiz nedenlerle müvekkilin uğradığı 7.500 TL'nin (fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak koşulu ile) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine dair verilen kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.09.2011 tarih, 9551 E-9321 K. sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Dosya içeriğinden, Hazine vekilinin davalı taraf adına cevap dilekçesi vererek davayı takip ettiği anlaşıldığına göre, eldeki davada davalı olarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün gösterilmiş olması hasımda yanılma kabul edilmelidir. Şu halde, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilm....

Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan 05.03.2014 tarihli duruşmada davacı vekili dava değerini bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden ıslah ettiklerini ve ıslah harcını dayatırdıklarını bildirmiş, aynı gün ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne 7500,00 TL’nin dava tarihinden, ıslah edilen miktar olan 24280,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, hüküm Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27.01.2015 tarih, 2014/16073-2015/891 E.K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “ Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da, gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;

1-Dava tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Kanunun 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.

TMK'nın 1007. maddesi gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazinenin olup, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün davalı sıfatı yoktur. Davacının amacı Devlet tüzel kişiliğini dava etmek olup, davanın yanlış idareye yöneltilmesi hasımda değil, temsilci de yanılmadır.

Bu durumda, davacıya Hazineyi davaya dahil etmesi için süre verilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu karar verilmesi,

Kabule göre de;

2-Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; taşınmazın arazi niteliğinde olduğu anlaşıldığından taşınmaza ekilebilir net ürün gelirine göre değer biçilmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme sonucu soyut ifadelerle değer biçen geçersiz rapora göre hüküm kurulması, doğru görülmemiştir.” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne 7500 TL’nin dava tarihinden, ıslah edilen miktar olan 24280,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.

Dava, TMK’nın 1007. maddesine dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı sıfatına sahip olan Hazinenin davaya dahil edilmesi yönünde ara karar kurulmuş ise de; dava dilekçesi ve duruşma gününün Hazineye tebliğine ilişkin tebligatın dosyada ve uyap ortamında bulunmadığı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bozma ilamının davalı olarak muhakemat müdürlüğüne tebliğ edildiği, gerekçeli kararda davalı olarak “muhakemat müdürlü”yazıldığı,

görülmüştür, Medenî Kanunun 1007. maddesi gereğince davalı sıfatı Hazinenin olup Muhakemat Müdürlüğünün davalı sıfatı bulunmadığından davalı aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerekeceği hususu düşünülebilir ise de Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK 2011/9-718 E. - 2012/36 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, HMK’nın 124/4. maddesindeki, “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.

Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” hükmü uyarınca, somut olayda, muhakemat müdürlüğünün davalı gösterilmesi ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.

Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de, davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir. Temsilcide yanılmanın hukukî yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz.

Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan ... hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden sözedilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re'sen gözetilerek, davanın Hazineye yöneltilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası

-3- 2016/5147-2018/2158

hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Bundan başka mahkemece davacının 05.03.2014 tarihinde harcı yatırılan ve bilirkişi raporunda bildirilen 24280,00 TL’ye ilişkin ıslah beyanı dikkate alınarak, hüküm kurulmuş ise de; mahkeme davanın reddine ilişkin kurulan ilk hüküm Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.09.2011 tarihli ilamı ile bozulmuş ve ıslah bu bozma ilamından sonra yapılmıştır.

Bilindiği üzere ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176. ve devam eden maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

176. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği. 177. maddede, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. ve izleyen maddeleri hükümlerine göre, tahkikat evresi, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların duruşmaya çağrılmasıyla başlar; tarafların veya vekillerinin duruşmada dinlenmelerinden sonra, gerektiğinde çekişmeli hususlar hakkında tarafların delillerinin toplanmasıyla ve bunların incelenmesiyle sona erer.

Tahkikat evresinin ardından, sözlü yargılamanın da (Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 186 ve devamı) tamamlanmasından sonra, davanın hüküm verilecek derecede aydınlanmış olması halinde hüküm verilir ve tefhim edilir.

Buna göre, tahkikat kavramı, layihalarla yeterince aydınlanmamış olan bir davada, tarafların duruşmaya çağrılmalarıyla başlayıp, çekişmeli yönlere ilişkin taraf delillerinin toplanmasıyla biten ve uygulamada, davaların tamamına yakın bölümünde gerçekleşen bir evreyi ifade etmektedir. Vurgulanmalıdır ki; tahkikat evresi, bozmanın içerik ve kapsamına göre, bazı hallerde bozmadan sonra da gerçekleşebilir.

Ancak, 177. maddedeki "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir" ifadesinden, Kanunun, tahkikat ve hüküm arasında düzenlediği sözlü yargılama evresinde ıslaha izin vermediği sonucu çıkarılabilmektedir. Islah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.

Ne var ki, taraflardan birine davanın herhangi bir aşamasında ıslah olanağı tanınması, davaların sonu alınamayacak şekilde uzamasına neden olmak gibi bir sakıncayı da içermektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesinde, ıslahın yalnızca tahkikat bitinceye ve hüküm verilinceye kadar yapılabileceği öngörüldüğüne ve temyiz faslında da, bozmadan sonra dahi ıslahın olanaklı bulunduğuna dair açık veya örtülü bir hüküm yer almadığına göre, Kanunun bu olanağı bir devre ve zaman ile sınırlandırdığı kabul edilmelidir.

Dolayısıyla, 177. maddenin soyut iznine bakılarak, bu istisnai yolun bozmadan sonraki aşamalara da yaygınlaştırılması, bozmaya uyulmasıyla kazanılan hakları ihlal edebileceği gibi, davanın tamamen ıslah edildiği hallerde, işin sonuçlandırılmasını da güçleştirir.

O halde, ıslahla ilgili kuralların, yargılamanın sadeliği, basitliği ve çabukluğunu amaçlayan diğer usul hukuku ilkeleriyle bağdaşacak şekilde yorumlanması; bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı sonucuna varılması zorunludur.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1948 gün ve 10/3 sayılı kararına göre bozmadan sonra ıslah suretiyle talep sonucunun arttırılması mümkün değildir. Bu husus 06/05/2016 gün ve 2015/1 E. - 2016/1 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile de tespit edilmiştir. Yargıtayca karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177/1. maddesi ile mülga 1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi aynı doğrultuda olup ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği hükümlerini içermektedir. Bozmadan sonra ıslahın olanaklı olduğuna dair açık ya da örtülü bir hüküm de yasada yer almamaktadır.

-4- 2016/5147-2018/2158

Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı halde bozma sonrasında verilen ıslah beyanına değer verilerek işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle davalı ... Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 22/03/2018 günü oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5147, K. 2018/2158, 22 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/5147
Karar No
2018/2158
Tarih
22 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2016/5147 K.2018/1454
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2016/5148 K.2018/3709
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/5149 K.2018/2401
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2016/5149 K.2018/4429
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2016/5149 K.2018/3724
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2016/5151 K.2018/4430

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.