KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2017/6008 E., 2017/3859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk ve Tomarza Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, zilyetlik hakkına dayalı elatmanın önlenmesi talebine ilişkindir.
Tomarza Asliye Hukuk Mahkemesince, dava konusu gayrımenkulün tapu kaydının Hazineye ait olduğu gerçeği karşısında dayandığı sebep zilyetlik olup, açılan davanın da zilyetlik nedenine dayalı olarak açılan el atmanın önlenmesi yani zilyetliğin korunmasına ilişkin dava olduğu ve zilyetliğin korunması hükümlerine göre görevli olan sulh hukuk mahkemesince çözümlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
Tomarza Sulh Hukuk Mahkemesi ise davacı ve davalı taraf harici satış senedine dayanarak talepte bulunduklarına ve tanık beyanları ve mal müdürlüğünün 17.03.2016 ve 21.03.2016 tarihli yazı ve ekleri de bu beyanları doğrular nitelikte olduğuna göre her iki tarafın ayrı ayrı şahsi hakka dayandığının kabulü gerekir. Ayrıca davacının, Hazine arsası üzerine inşa ettiğini iddia ettiği yapı ile ilgisinin sadece zilyedlikten ibaret olduğu ileri sürülemez. Davacının, bu yapı üzerinde sarf ettiği malzeme nedeniyle TMK'nın 722 ve müteakip maddelerine göre, kişisel bir hakkı vardır. Kurulan yapının hafif inşaat niteliğinde olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nın 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesini isteyebileceği gibi salt zilyetliğe dayalı olarak TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümleri gereğince istemde bulunma hakkına da sahiptir.
Davacı, dava konusu taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olsa da davacı ve davalı taraf harici satış senedine dayanarak talepte bulunduklarına ve tanık beyanları ve mal müdürlüğünün 17.03.2016 ve 21.03.2016 tarihli yazı ve ekleri de bu beyanları doğrular nitelikte olduğuna göre her iki tarafın ayrı ayrı şahsi hakka dayandığı anlaşıldığına göre, davacının şahsi hakka dayalı olarak elatmanın önlenmesi talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, dava salt zilyetliğe dayalı bir dava olmayıp, hakka dayalı bir davadır.
O halde, konusu TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davası olmadığına göre uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2017/6008, K. 2017/3859, 2 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama