KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2017/728 E., 2017/1585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada ... 3. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ve ... 2. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ticari şirkete ait fatura, irsaliye, gider pusulası vs. gibi bazı ticari kayıtların sel baskını sebebiyle kullanılamaz hele geldiğinden zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
... 3. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince davanın 6100 sayılı HKM'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra açılan çekişmesiz yargı niteliğinde olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
... 2. Sulh Hukuk Mahkemesince ise uyuşmazlığın TTK kapsamında çekişmesiz yargı işi olduğundan asliye hukuk mahkemesince ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Somut olayda, davacı ...da 22.09.2015 tarihinde meydana gelen sel felaketinde ...'da ki işletmesinin de sular altında kaldığını, şirkete ait bazı fatura, irsaliye, gider pusulası, sevk irsaliyesi vb belgelerinin kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek, dilekçesinde belirttiği belgelerin zayi olduğuna dair belge verilmesini talep etmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 06/10/2015 tarihinde açılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 382. maddesinde, "Çekişmesiz yargı işleri" düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasının (e) bendinde, "Ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işleri" başlığı altında 1. madde olarak "Ticari defterlerin zayi halinde belge verilmesine" ilişkin taleplerin "Çekişmesiz yargı işi" olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 383. maddesinde de, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi olacağı hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesinde "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır.
Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir" hükmüne yer verilmiş; aynı Kanunun 4/1-a maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre, HMK'da çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenen bir uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülebilmesi için, kanunda aksine bir hüküm olmaması gerekmektedir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, 6102 sayılı Kanunun 4 ve 82. maddelerin lafzı ve amacı nazara alındığında ve aynı Kanunun 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 5. maddesi uyarınca ticari belgelerin zıyaından kaynaklanan uyuşmazlıklarda HMK'daki düzenlemenin aksine, asliye ticaret mahkemesinin görevlendirildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2017/728, K. 2017/1585, 27 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama