İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2018/4790 K.2018/6729

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili ile birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili Av. ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/10/2018 günü için…

Esas2018/4790Karar2018/6729Tarih23 Ekim 2018Okuma11 dk · 2.169 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2018/4790 E., 2018/6729 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Ekim 2018
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.169 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili ile birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili Av. ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/10/2018 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı ... vekili Av.... ile birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili Av. ... ve davalı Hazine vekili Av. ... ve diğer taraftan davacı ... vekili Av. ... geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar ... ve ... vekili 10/02/2010 tarihli dava dilekçesinde, hissedarı bulundukları ... ili, ... ilçesi 198 ada 25 parsel sayılı 14.336 m² yüzölçümlü taşınmazın 14.155 m² yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/10/1999 tarih ve 1997/473 E. - 1999/753 K. sayılı ilâmı ile iptal edilerek ... vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, mülkiyet haklarının kaybı nedeniyle uğradıkları zarardan Hazinenin sorumlu olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00. TL tazminatın Hazineden alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; idari yargının davaya bakmakla görevli olduğu gerekçe gösterilerek davanın görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmiş, hükmün davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 20/10/2011 tarih, 6067 E. -11891 K. sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “davanın TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup adli yargının görevli olduğu” hususuna değinilmiştir

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında; davacılar ... ve ... vekili Av. ... 02/04/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini davacı ... açısından 721.905,00 TL'ye, davacı ... açısından 962443 TL‘ye artırdıklarını, dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacılar ... ve ... vekili ise 04/03/2013 tarihli dava dilekçesinde, aynı taşınmazın hissedarlarından olduklarını belirtip aynı iddiaları ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tazminatın Hazineden alınarak davacılara verilmesini talep etmiş, mahkemenin 2013/117 E. -162 Karar sayılı 25/03/2015 tarihli kararı ile davaların birletirilmesine karar verilmiştir.

2018/4790-2018/6729 Birleşen dosyalar üzerinden yapılan yargılama sırasında birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili Av. ... 27/05/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi; talep ettikleri tazminat miktarını davacı ... açısından 449.232,02 TL'ye davacı ... açısından ise 148.826,98 TL'ye artırdıklarını belirtmiş, bu bedellerin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir

Mahkemece, yapılan yargılama sonunda tapu kaydının iptali nedeniyle oluşan zarardan Hazinenin TMK'nın 1007. maddesi uyarınca sorumlu olduğu benimsenerek davaların kabulüne.

Asıl dosya nedeniyle 1.684.578,96 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 10/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına ve 721.905,00 TL'sinin davacı ...'ya 962.673,96 TL'sinin davacı ...'a verilmesine; birleşen dava nedeniyle 599.059,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 04/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, 449.232,02 TL'sinin davacı ...'e 149.826,98 TL'sinin ise davacı ...'e ödenmesine karar verilmiş;

hükmün davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 09/06/2014 gün ve 2014/3285 E. - 16275 K. sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiştir.

Bu kez, davacılardan ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunmaları üzerine, Dairenin 30/11/2015 tarih ve 2015/3006 E. – 2015/11942 K. sayılı kararı ile onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir

Hükmüne uyulan karar düzeltme ilamında özetle; “Somut olayda, mahkemece tapu kaydının iptaline dair verilen kararın kesinleştiği 17/02/2000 tarihinde mülkiyet hakkına müdahale gerçekleşmiş; davacıların mülkiyet hakkı mahkeme kararı ile ortadan kaldırılmıştır. zarar 17/02/2000 tarihinde oluştuğuna göre, davacıların zararının taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınarak değil, zararın gerçekleştiği 17/02/2000 tarihi esas alınarak hesaplanması zorunludur.

Ne var ki mahkemece dava konusu taşınmazın değeri zararın gerçekleştiği tarih değil, dava tarihindeki değeri esas alınarak belirlenmiştir. Değerlendirme tarihinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, onanmasına karar verilmiş bulunulması nedeniyle karar düzeltme istemlerinin kabulüne ve hükmün açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. “ denilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davacılar vekilinin 2010/84 E (2012/87 Esas bozma sonrası ) asıl davasının kısmen kabulü ile davacılardan ... lehine hesaplanan 267.317,18 TL maddi tazminatın, davacılardan ... lehine hesaplanan 356.472,73 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 10/02/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,

2- Davacılar vekilinin birleşen 8 ASHM'nin 2013/17 E. sayılı davasının kısmen kabulü ile davacı ... lehine hesaplanan 133.602,52 TL maddi tazminatın, davacı ... lehine hesaplanan 44.559,09 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 04/03/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapu kaydının hükmen iptali nedeniyle 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesine göre açılan tazminat istemine ilişkindir.

Dosya kapsamından, dava konusu ... ili, Balçova ilçesi 198 ada 25 parsel sayılı 14.336 m2 yüzölçümündeki taşınmazın zeytinlik niteliği ile hisseli olarak davacılar adına 17/02/1977 tarihinde tapuya kaydedilmiş iken, 18/05/1978 tarihinde ... sınırı içinde kaldığına dair şerh işlendiği, daha sonra ... Yönetiminin ... iddiası ile açtığı dava sonucunda, ...

3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/10/1999 tarihli ve 1997/473 E. - 1999/753 K. sayılı ilâmı ile taşınmazın 14.155 m2 yüzölçümündeki bölümü yönünden davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği; bu kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesince onanarak 08/05/2000 tarihinde kesinleştiği, asıl davanın 10/02/2010 tarihinde birleşen davanın ise 04/03/2013 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

2018/4790-2018/6729 Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383 E. - 2009/517 K..

16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. - 2010/318 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK'nın 1007. maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

Anılan Kanun maddesinde düzenlenen sorumluluk, objektif (kusursuz) sorumluluk olup, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 41. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi bulunmadığından, aynı Kanunun 72. maddesindeki (818 sayılı Kanunun 66. maddesi) zamanaşımı kurallarının uygulanma imkanı olmadığı gibi, TMK'nın 1007. maddesine dayanılarak açılan davalar için de, ayrıca zamanaşımı süresi belirlenmemiştir.

Bu itibarla, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesindeki (818 sayılı Kanunun 125. maddesi) 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması esas olup, bu süre ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/473 E. – 1999/753 K. sayılı kararının kesinleştiği tarih olan 08/05/2000 tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. Yani bir hakkın ileri sürülebilmesine engel nitelikte ve davalının borcu, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir hak niteliğindedir. Bu nedenle, zamanaşamı hukukî niteliği itibariyle, maddî hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usûl hukuku anlamında ise, hakkın yerine getirilmesine engel bir savunma aracıdır.

Yukarıda açıklanan tüm olgular ışığında somut olaya bakıldığında, asıl dava tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde 10/02/2000 tarihinde açılmış olup, ıslah ise 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra 02/04/2013 tarihinde yapılmış ve Hazine tarafından ıslaha karşı süresi içinde zamanaşımı definde bulunulmuştur.Ne var ki;

mahkemece ıslah edilen kısım için zamanaşımı dikkate alınmadan ıslah talebi doğrultusunda “ Asıl dosya nedeniyle 1.684.578,96.- TL maddi tazminatın dava tarihi olan 10/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına ve 721.905,00 TL'sinin davacı ...'ya,

962.673,96.-TL'sinin davacı ...'a verilmesine” şeklinde kurulan hükme ilişkin davalı Hazinece verilen temyiz ve daha sonraki aşamada karar düzeltme dilekçelerinde ıslah tarihi itibari ile zamanaşımının dolduğu hususu dile getirilmediğinden ve bozma ilamında bu hususa değinilmeden hüküm sadece değerlendirme tarihinin yanlış alınması nedeni ile bozulmuş olduğundan ve mahkemece bozma ilamına uyulmakla davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan, temyize konu kararda ıslah dilekçesine değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.

Birleşen dava açısından zamanaşımı hususunu irdelediğimizde;birleşen dava tarihi olan 04/03/2013 ve ıslahın yapıldığı 27/05/2013 tarihi itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş ise de;birleşen dava için Hazine davaya cevap süresi içinde zamanaşımı definde bulunmamış, ıslah dilekçesine ise cevap vermemiş, zamanaşımı hususunu dile getirmemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi zamanaşımı ancak süresi içinde defi olarak ileri sürüldüğü takdirde dikkate alınacağından birleşen dava açısından bu aşamada temyiz dilekçesi ile ileri sürülen zamanaşımı definin dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Davalı Hazinenin zamanaşımına ilişkin temyiz itirazları açıklanan sebeplerle yerinde değildir.

Ne var ki; dava konusu taşınmazın ... olduğundan bahisle tapusunun iptaline ilişkin olarak açılan eldeki dava da tapu iptal kararının kesinleştiği tarih itibari ile zararı doğduğundan bu tarih itibari ile taşınmazın vasfının belirlenmesi ve taşınmaz arsa vasfında ise emsal metoduna göre, arazi vasfında ise gelir metoduna göre değer belirlenmesi gerekirken mahkemece taşınmazın vasfını belirlemeye yönelik yapılan araştırmada tapu iptal kararının kesinleştiği tarih itibari ile imar planı içinde olup olmadığı, bu tarih itibari ile etrafının meskun olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı,

hangi tarih itibari ile hangi imar planının içinde olduğu araştırılmamıştır. Belediye yazısında taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planı içinde olduğu belirtilmişse de bu imar planının hangi tarihte kesinleştiği belirtilmemiş olduğundan değerlendirme tarihi olan 08/05/2000 tarihi itibari ile taşınmazın arsa vasfında olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur.

2018/4790-2018/6729 Taşınmazın değerlendirme tarihi olan 08/05/2000 tarihi itibari ile arsa vasfında olduğu kabul edilse dahi hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak incelenen 6128 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ilişkin resmi satış akit tablosu, tapu kaydı, m2 emlak değeri, imar durumu araştırılmamış bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulmuştur.

Bu durumda mahkemece; tazminat isteminin dayanağı olan balçova ilçesi 198 ada 25 parselin değerlendirme tarihi olan 08/05/2000 tarihi itibari ile imar planı içinde olup olmadığı, imar planı içinde ise hangi tarihte kesinleşen hangi imar planı içinde olduğu, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı, etrafının meskun olup olmadığı, mücavir alan içinde olup olmadığı hususları araştırılmalı, taşınmazın bu tarih itibari ile arsa vasfında olduğu belirlenir ise;

emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak, taşınmazdan ... payının düşülmesinin gerekip gerekmediği belirtilmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğinden, taraflara dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması,

gerekli görülürse re'sen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması, emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tablolarının tapu müdürlüğünden getirtilmesi,

emsal taşınmazlar ile çekişmeli taşınmaza ait Arsa m2 Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporununda denetlenmesi,

dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmaz/taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise oranının belediye başkanlığı imar ve tapu müdürlüklerinden sorulup, emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli, dava konusu taşınmazın ise imar uygulaması yapılmamış arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmesi,

tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği arazi olarak belirlenir ise, arazi niteliğinde bulunan dava konusu taşınmaza yönelik olarak, sulu olup olmadığı, yerleşim alanlarına uzaklığı iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu gözetilerek oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtilmek suretiyle,

taşınmaz üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri de dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılarak tapu kapsamındaki taşınmazların değeri, hesaplanmalı, taşınmazın varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerleme tarihine göre tespit ettirilmeli, bu şekilde tapusu iptal edilen taşınmazların zemin değeri, üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatları esas alınarak, tapu sahiplerinin oluşan gerçek zararlarının saptanması gerekmektedir.

Ayrıca; asıl dosya davacıları ... ve ... vekili dava dilekçesinde gösterdikleri değeri 02/04/2013 tarihli dilekçeleri ile ıslah ederek dava değerini artırmışlar ise de;hem dava dilekçesinde gösterilen değer için hem de ıslahla artırılan kısım için maktu harç yatırmışlardır.TMK’nın 1007. maddesine dayalı olarak açılan davada davalının harçtan muaf olması davacının harç yatırmasına engel değildir. Davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, dava ve ıslah dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden nisbi tarifeye göre dava ve ıslah harcı ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır.

Bu durumda mahkemece; yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca ıslahla artılan toplam değer üzerinden nisbi harcı ödemesi konusunda davacıya usulünce süre verilip harcı ödenen 2018/4790-2018/6729 miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken harcı yatırılmayan dava ve ıslah dilekçesindeki miktara değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Bunlardan başka; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değeri hem kesinleşme tarihi olan 08/05/2000 tarihine göre hem de karar düzeltme ilamında maddi hata yapılarak yazılan 17/02/2000 tarihine göre değer belirlenmiş, mahkemece tazminata hükmedilirken bilirkişinin bu iki tarihe göre belirlediği değerler toplanarak hüküm kurulmuştur.

Dava konusu taşınmaza ilişkin ... 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/473E. -1999/753 K. sayılı ilamı 08/05/2000 tarihinde kesinleşmiş olup,karar düzeltme ilamında bu tarih maddi hata yapılarak 17/02/2000 şeklinde yazılmıştır.Bu sebeple değerlendirme tarihi olan 08/05/2000 tarihi ile belirlenen değere hükmedilmesi gerekirken her iki tarih için hesaplanan değerler toplanarak hüküm kurulması da doğru değildir

Kabule göre ;asıl dava tarihi 10/02/2010 olduğu halde gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 17/02/2010 olarak yazılmış olması da doğru değildir

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin, asıl dosya davacıları ile birleşen dosya davacılarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 1630,00 TL vekalet ücretinin kendisini vekil ile temsil ettiren asıl ve birleşen dosya davacıları ve davalıya karşılıklı verilmesine, temyiz harcının istek halinde iadesine 23/10/2018 oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2018/4790, K. 2018/6729, 23 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/4790
Karar No
2018/6729
Tarih
23 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2018/4790 K.2018/7746
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2018/4790 K.2018/12534
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2018/4791 K.2018/10604
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2018/4791 K.2018/13811
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2018/4791 K.2018/8088
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2018/4792 K.2018/10721

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.