KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2006/12397 E., 2007/9337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2007
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 3201 sayılı Yasa dikkate alınarak tahsise hak kazandığının tespitine, aksine kurum işleminin iptaline kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, yurtiçindeki çalışma süreleri ile 2147 sayılı Yasa’ya tabi olarak borçlandığı süreler dikkate alınarak 1.11.1994 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığının, 3201 S.K.’a göre yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun ve yurda kesin dönüş yaptığı süreler de dikkate alınarak kesin dönüş tarihini takip eden aybaşı itibariyle 3201 sayılı Yasa'ya göre yaptığı borçlanma dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini, aksi yöndeki Kurum işleminin iptalini, bağlanması gereken ve 18.7.2002 tarihinde kesilen yaşlılık aylıklarının 18.7.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Somut olayda davacının, yurtiçinde 200 günlük hizmetinin bulunduğu, 1973-1982 tarihleri arasındaki yurtdışı çalışmalarını 2147 sayılı Yasa’ya tabi olarak, 1982-1992 tarihleri arasındaki yurtdışı çalışmalarını 3201 sayılı Yasa’ya tabi olarak borçlandığı ve 1.11.1994 tarihi itibariyle kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı,
ancak 2002 yılında, davacının yurtdışında 30.9.2001 tarihine kadar işsizlik yardımı aldığı ve çalıştığı saptandığından 3201 sayılı Yasa’ya tabi olarak yaptığı borçlanmanın ve aylıklarının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği ve davacıya 1.11.1994-18.7.2002 tarihleri arasında yersiz ödendiği iddia edilen aylıklar toplamının Kurumca geri istendiği,
davacının, tahsis talep tarihi olan 27.10.1994 tarihi itibariyle yurtiçindeki çalışma süreleri ile 2147 sayılı Yasa’ya tabi olarak borçlandığı süreler dikkate alındığında 3770 prim ödeme gün sayısı, 15 yıllık sigortalılık süresi ve 55 yaş ile 506 sayılı Yasa’nın 60. maddesi uyarınca tahsise hak kazanabildiği dosyadaki kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davanın kabulü ile, “davacının aylıklarının kesilmesi yolunda verilen kararın iptali ile 1.10.2001 tarihine kadar yalnızca 2147 sayılı Yasa ve bu tarihten sonra ise 3201 sayılı Yasa’ya tabi olarak yaptığı borçlanmalar eklenmek suretiyle aylığının düzenlenerek ödenmeye devam edilmesi gerekeceğinin tespitine” karar verilmiş ise de, davacının 1.10.2001 tarihine kadar 2147 sayılı Yasa'ya göre yaptığı borçlanma süresi dışında yurtiçindeki çalışma süreleri ile dikkate alınarak tahsise hak kazanabildiği göz ardı edilmiştir. Öte yandan 18.7.2002 tarihinden itibaren bağlanması gereken ve kesilen aylıklarının 18.7.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline ilişkin istemine dair hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2006/12397, K. 2007/9337, 7 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama