KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2006/1518 E., 2006/6284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2006
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.1996-9.1.1997 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, işveren davalıya ait işyerinde 1.6.1996-9.1.1997 tarihleri arasında çalıştığının ve 9.1.1997 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tesbiti istemiyle dava açmış; geçirdiği kaza hakkındaki talebini yargılama sırasında atiye bırakmıştır. (Talebinden vazgeçmiştir.)
Mahkemece hizmet tesbiti talebinin kabulüne karar verilmiş; ancak, atiye terkidilen ( takibinden vazgeçilen) talep yönünden " atiye terk nedeniyle olayın iş kazası olduğunun tesbiti talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmeyerek bu istek hüküm dışı bırakılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; HUMK'nun 185 maddesine davalının muvafakatı olmadan davanın takibinden vazgeçilemez. (... terk edilemez.)Olayın iş kazası olduğunun tesbitine ilişkin talebin atiye bırakılması ( takibinden vazgeçilmesi) hakkında davalının muvafakatı alınmamıştır. Dolayısıyla ile davanın takibinden vazgeçilmesi koşulu oluşturulmadan iş kazası tesbitine yönelik istemin inceleme dışı bırakılması doğru olmadığı gibi karşı tarafın muvafakatı olup olmadığı araştırılmamış olsa bile bu husustaki beyanın hukuki sonucunun hüküm dışı bırakılması usule aykırıdır.
Esasa gelince; davacının iddia ettiği hizmetinin tesbitine karar verilmiş ise de; bu konudaki araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davalı şirket müdürü verdiği 10.8.2003 tarihli dilekçede Konya'daki işi 1.1.1997 tarihinde bırakılarak Kayseri'ye gittiğini beyan etmiştir. Sigortalı hizmet cetvelinde davacının davalı şirkete ait işyerinde çıkışının SSK'ya 30.10.1996 tarihinde bildirdiği görülmektedir.
Öte yandan sigorta müfettişi tarafından yapılan incelemede olay günü davacının kullandığı aracın ... isimli şahıs adına kayıtlı olduğu tesbit edilmiştir. Ceza soruşturmasında dinlenen tanık beyanlarından davacının kullandığı aracın ... Kargo'ya ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; öncelikle davalı şirketin işletme ünvanının " ...
Kargo" olup olmadığı, öyle ise bu firma ile davacının kullandığı aracın maliki ... arasındaki ilişki belirlenmeden, davalı şirketin SSK'daki işyeri dosyasını kapatıp kapatmadığı, kapatmış ise hangi tarihte kapattığı tesbit edilmeden ve davanın kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle araştırma ve inceleme gerektirdiği özen doğrultusunda işveren bordrolarına geçmiş diğer çalışanlarında tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmadan ve giderek tesbit edilecek hizmet süresinin davacının geçirdiği olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına etkili olacağından çalışma süresi hiçbir kuşkuya yer bırakılmayacak biçimde kesin olarak saptanmadan varılan sonucun
yeterli inceleme ve araştırmaya dayandığı kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle hükmün araştırma ve incelemeye yönelik olarak bozulması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2006/1518, K. 2006/6284, 12 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama