KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2006/19031 E., 2006/16676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2006
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, ilk ... primi kesintisi yapıldığ ıtarihi takip eden aybaşından itibaren tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı ürün bedelinden ilk ... prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren varsa SSK’lı ve ...’lu sürelerin dışında 2926 sayılı Yasaya tabi tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir. Mahkemece davacının 01.06.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı ve 506 sayılı yasaya tabi sigortalı çalışmaların dışında tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Birden fazla sigortalılığın çakışması durumunda hangisine öncelik verileceği hususu önem arzetmektedir. Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu,gerek 1479 sayılı ...
Kanunu ve gerekse 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlilik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.
Yasa sistemimize göre bir kimsenin SSK kapsamına girebilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir .506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/F bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” K bendinde ise,”herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların “ sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.
Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin ... kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir.
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Yasası’nın 2. maddesine göre de; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalanları bu kanuna göre sigortalı sayılacağı açıkça belirtilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere,sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlilik tanınmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 Esas,2001/659 Karar ve 03.10.2001 günlü kararı ile, 2005/21-389 Esas,2005/430 Karar ve 29.06.2005 günlü kararlarında önceden başlayan sigortalılığın asıl sigortalılık olduğu özellikle belirtilmiştir.
Yapılan incelemede davacının Ziraat Odası ve Tarım Kredi Kooperatif kaydının olmadığı, ... Ekicileri Kooperatifi kaydının araştırılmadığı, zirai arazisinin bulunduğu, davacının sattığı ürün bedelinden ilk prim kesintisinin 20.05.1997 tarihinde bankaya yatırıldığı, 2000 yılında da kesintinin yapıldığı, başkaca prim kesintisinin bulunmadığı,davacının 15.05.1994-14.04.1999 tarihleri arasında 1770 gün Emekli Sandığı’ na tabi sigortalı çalışmasının bulunduğu, 28.04.1999 tarihinden itibaren de 1479 sayılı yasaya tabi sigortalı çalışmasının bulunduğu, 01.01.1986-26.04.1994 tarihleri arasında da 2925 sayılı yasaya tabi çalışmasının olduğu görülmektedir.
Davacının 1994-1999 yılları arasında Emekli Sandığı kapsamında çalışmasının olduğu, 1999 yılından sonrasında ise; 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak çalışmasının devam ediyor olması karşısında, anılan sürelerde tekrardan tarım ...’lu olduğuna karar verilemez. Çünkü hukukumuzda çifte sigortalılık yoktur. Mahkemece, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hukuka uygun olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2006/19031, K. 2006/16676, 26 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama