KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2007/11396 E., 2007/19284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Dava, nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki peşin sermaye değerinin, zarardan indirilmesi suretiyle tazminatın saptanması gerektiği, Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddelerinde tazminatın ve şekilde tayin edileceği belirtilmiştir. Tazminattan indirim uygulanırken belli esaslara dayanan bir sıranın gözetilmesi gerekir. Önce tazminat alacaklısı ile daha sonra tazminat borçlusu ile ilgili indirim sebepleri uygulanmalı, Sosyal Sigortalar Kurumu yardımları ise en son dikkate alınmalıdır. Somut olayda davacı ...'in gerçek zararı 7.694,45 YTL.
SSK.'ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri 19.513,33 YTL., davacı ...'in gerçek zararı 2.709,60 YTL. SSK.'ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri 7.467,43 YTL., davacı ...'in gerçek zararı 2.079,32 YTL., SSK.'ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri 6.546,84 YTL. olup davacıların tüm zararlarının SSK.'ca bağlanan aylığın peşin sermaye değeri ile karşılandığı, karşılanmamış zararlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken mahkemece SSK.'ca bağlanan gelirdende kusur indirimi yapılmak suretiyle zarar hesabı yapan 14.12.2005 tarihli hesap bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı H.U.M.K. 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
İndirimde sıra hususu, ne genel hükümlerde, ne özel hükümlerde açıkça tanzim edilmiş değildir. Zarara ilişkin indirimlerin tazminata ilişkin indirimlerden daha önce yapılması, gerek bu kavramların muhtevasından ve gerekse bu kavramların yasadaki düzenleniş sırasından ortaya çıkmaktadır. Zarar Borçlar Kanunun 42.madde, tazminat ise 44.maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca zarar, borçlunun ödemesi gerektiği miktar demek olan tazminattan daha geniş ve ön kavramdır.
Diğer yandan, B.K. 43 indiriminin peşin değerden önce yapılması şeklindeki çoğunluk görüşü, Kanununun dar yorumlanması nedenine dayanmaktadır. Bu ilkeden, yani “ en son peşin değer indirilir” düşüncesinden anlaşılmak lazım gelen ise; gerek ölüm ve gerekse iş göremezlik tazminat davalarında önce varsa evlenme şansı, sonra müterafik kusur, varsa işveren ödemesi ve sonra yine varsa geçici iş göremezlik ödeneği tenzilinden sonra en son olarak da peşin sermaye değerini tenzil edip tazminat miktarını bulmak olmalıdır. Yoksa bu düşünceden, peşin sermaye değerinden önce B.K. 43 göre indirim yapılmak gerekir şeklinde işin özüne hiç de uygun düşmeyen bir sonuç çıkarılamaz.
Sorun, içtihat hukukunda hakkaniyet indirimi olarak adlandırılan indirim sebebinin diğer indirim sebepler arasındaki sırasının neresi olduğunda yatmaktadır. Esasen Borçlar Kanununun 43.maddesi hukuk mantığıyla okunduğunda doğru cevaba kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Hakkaniyet indirimi BK.43.maddesinin 1.fıkrası hükmüne göre tazminatın nihai kapsamını belirleyen bir ölçüttür.
Sigorta geliri tazminattan indirilmeden hakkaniyet indiriminin yapılması yasanın şümul kavramı ile bağdaşmaz. Çünkü sigorta geliri indirilmeden hakimin önündeki rakam, hakkaniyet müdahalesini imkansız kılacak brüt bir rakamdır. Hakim her türlü normatif indirimi yaptıktan sonra önüne gelen rakama hal ve mevkiin icabına göre müdahale gerekip gerekmediğine göre karar verebilecektir. Tüm indirimlerden sonra hakkaniyet değerlendirilmesi yapılabilecektir.
Öyle durum olurki, sigorta geliri peşin değerinin çok yüksek olması sebebiyle hakimin önündeki tazminat rakamından bu miktarın düşülmesinden sonra hakkaniyet müdahalesi gerekmeye bilir. Çoğu durumda da bu böyledir.
Ayrıca sigorta gelirinden önce hakkaniyet indirimin yapılması, zarar vereni haksız şekilde zenginleştirmekte ve zarar gören aleyhine bir durum doğurmaktadır. Söz gelimi sigorta geliri öncesi tazminat tutarı 100.TL, sigorta geliri peşin değeri 50.TL, indirim oranı % 30 ise, hakkaniyetin sigorta gelirinden önce uygulanması halinde ödenecek tazminat: 100x% 30 = 70-50=20.TL’dir. Yasanın ruhuna göre ödenecek tazminat ise 100-50=50x% 30=35.TL’dir. Adalet, hak üzerine kuruludur. Tazminat alacaklısının hakkını, yöntemlerle oynayarak yok etmek, Adalete uzaktır. Bu yöntem, büyük rakamlarda ürkütücü ve incitici farklara yol açmaktadır. Dairenin sadece bu yöndeki uygulamasına belirtilen nedenlerle, özellikle yasanın sözüne ve özüne ve Adalet ilkelerine aykırı olduğundan karşıyım. 30.10.2007.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2007/11396, K. 2007/19284, 30 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama