KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2007/12434 E., 2007/20905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2007
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının İstanbul 2. İş Mahkemesi’nin 1999/112 Esas sayılı dava dosyasında 3.000,00.-YTL manevi tazminat istemli dava açtığı ve bu davanın, H.U.M.K.’nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla, üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, yeniden dava konusu yapılarak miktarının artırılması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.1996 gün ve 1996/21-397-637 kararı ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacı 12.11.1997 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sağ bacağının diz altından kopması sonucu İstanbul 2. İş Mahkemesi’nin 1999/112 Esas sayılı dosyasında 01.02.1999 tarihinde 3.000,00.-YTL manevi tazminat istemli dava açmıştır. Davacının anılan davayı açtığı tarihte henüz sürekli iş göremezlik oranını tespit işlemleri sonuçlanmamıştır.
Dava devam ederken Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Sağlık Dairesi Başkanlığı 12.10.2000 tarihli yazısı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %28 olarak tespit edildiğini bildirmiştir.
Davalı tarafın söz konusu dava sırasında sürekli iş göremezlik oranına itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 18.11.2005 tarihli raporu ile sigortalının geçirmiş olduğu iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik oranının “düzeltme” kaydıyla %37,2 olduğuna karar verilmiştir. Anılan davanın 08.11.2005 tarihinde, yani Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun raporundan önce H.U.M.K.’nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, temyize konu davada manevi tazminat miktarının artırılması, sürekli iş göremezlik oranının artmasından kaynaklanmamaktadır. Dolayısıyla, somut olayda sonradan gelişen bir durumun varlığı iddia edilip, kanıtlanamamıştır.
Manevi tazminat, bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Davacı, sürekli iş göremezlik oranı henüz belirlenmeden, sağ bacağının diz altından kopması nedeniyle duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle 3.000,00.-YTL manevi tazminat istemiş, daha sonra Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Sağlık Dairesi Başkanlığı tarafından sürekli iş göremezlik oranı tespit edilmiş ve bilahare Sosyal
Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından bu oran düzeltilmiştir. Bu halde, acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak bir dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 gün ve E:2006/2-14 K:2006/26 sayılı kararı). Bu durumda, davacının, açılmamış sayılmasına karar verilen dosyalardaki istediği manevi tazminat miktarını yeniden açılan temyize konu davada artırarak istemesi ve hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2007/12434, K. 2007/20905, 22 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama