Davacı vekili 30.7.2007 tarihli dilekçesi ile mahkemenin 19.4.2006 tarihli kararında " 400.00 YTL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmesi gerekirken hata ile " davacıdan alınıp davalıya verilmesine" karar verildiğini bildirerek bu hatanın tavzihen düzeltilmesini istemiştir.
Öte yandan tavzihe konu Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 2004/23 Esas, 2006/702 Karar nolu 19.4.2006 tarihli kararının Dairemizin 2006/10055 Esas, 2007/8331 Karar nolu 21.5.2007 tarihli kararı ile onandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının tavzih istemini Yargıtay Kararına karşı yaptığı açıktır. Bundan başka, 7.6.1944 günlük 40/22 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, tavzih talebi Yargıtay kararına karşıda yapılır.
Bu nedenle, davacının tavzih talebi üzerine dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. Bu bakımdan Yerel mahkemenin 19.9.2007 günlü, 2004/23 Esas, 2006/702 Karar nolu kararı bozularak kaldırılmalı ve davacının tavzihe yönelik dilekçesi ve ekleri incelenmelidir.
İstek nitelikçe maddi yanılgının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki; Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Gerçekten mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği halde mahkemenin 19.4.2006 tarihli kararında davalı yararına avukatlık ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Ne varki, kanun yoluna tabi olan kararlar kanun yoluna başvurma süresinin geçmesi ile şekli anlamda kesinleşir. Somut olayda davacı tarafça mahkemenin 19.4.2006 tarihli kararı temyiz edilmeyerek şekli anlamda kesinleştiğinden kesinleşen bu karara karşı davalı taraf yararına doğan usuli müktesep hak ilkesi gereğince davacının artık kanun yollarına gidebilmesi mümkün değildir. Bir hüküm davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse Yargıtay temyiz edilen hükmü, temyiz eden tarafın aleyhine aleyhe bozma yasağı gereğince bozamayacağından ve Dairemizin 21.5.2007 tarihli onama kararında maddi bir hatada bulunmadığından davacının maddi hatanın düzeltilmesi amacını taşıyan istemi reddedilmelidir.
SONUÇ.Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 19.9.2007tarihli kararının bozularak kaldırılmasına, davacının maddi hatanın düzeltilmesi isteminin REDDİNE 22.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.