KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2007/246 E., 2007/20487 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2007
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, 3201 sayılı Yasa'ya göre yaptığı hizmet borçlanmasının geçerli olduğunun, Türkiye'deki sigortalı hizmetleri ve 2147 sayılı Yasa'ya göre yaptığı borçlanması nazara alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının belirlenmesine yaşlılık aylığının kesildiği 31.12.2005 tarihinden başlayarak ödenmesine devam edildiği gerektiğinin tesbitine karar vermesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı SSK vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 2147 ve 3201 sayılı Yasa'lar gereğince yaptığı borçlanmalar ile 01.12.1992 tarihinde bağlanan emekli aylığının geçerli olduğunun ve emekli aylığının kesildiği 31.12.2005 tarihinden itibaren ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tesbitini, biriken yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile davalı Kurumdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun tesbitine, davacıya bağlanan emekli aylığının ilk başlangıç tarihi olan 1.12.1992 tarihinden itibaren geçerli sayılmasına ve kesildiği tarihten itibaren ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre, davacının 2147 sayılı Yasa'ya göre 5160 gün ve 3201 sayılı yasa gereğince de 2960 günlük yurtdışında çalıştığı süreleri borçlandığı, yurt içi hizmetinin 567 gün olduğu 1.12.1992 tarihinden itibaren Türkiyedeki hizmetleri, 2147 ve 3201 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma dikkate alınarak 8687 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı ancak aylık bağlandıktan sonra 30.04.2005 tarihine kadar yurtdışında çalıştığının davalı Kurumca öğrenilmesi üzerine yurda kesin dönüş yapmadığı gerekçesiyle aylığın kesildiği ve 3201 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanmasının iptal edildiği, anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasanın 3. maddesinde borçlanma yapabilmek için yurda kesin dönüş yapanların kesin dönüş tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde borçlanma talebinde bulunmaları şartı aranmakta idi.
Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 gün ve 2000/36-2002/198 sayılı Kararı ile anılan maddenin 1. fıkrasında yer alan “yurda kesin dönüş yapanlar kesin dönüş” sözcükleri ile aynı maddede uygulama olanağı kalmayan “tarihten itibaren” sözcükleri iptal edilmiştir.
Bu iptal kararı 25.04.2003 günlü 25089 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, 29.07.2003 tarihinde ise 4958 sayılıYasa’nın 56. maddesiyle yapılan değişiklik gereğince 3201 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde borçlanma başvurusunda bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapma şartı aranmadığı gibi borçlanabilmek için belli süre içinde müracat koşulu da bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacının 3201 sayılı Yasa'ya göre yaptığı borçlanmanın geçerli olduğuna ilişkin mahkeme kararı yerindedir.Ancak davacıya 01.12.1992 tarihinde bağlanan aylık 3201 sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanma nazara alınarak bağlanmış olup davacı 30.04.2005 tarihine kadar yurtdışında çalıştığından,
yurda kesin dönüş yapmadığından 3201sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma nazara alınarak 01.12.1992 tarihinde aylık bağlanması mümkün değildir.Davacının yurtiçi hizmeti ve 2147 sayılı Yasa'ya tabi borçlandığı toplam 5427 günlük süre aylık bağlamaya yeterli olduğundan davacıya 01.12.1992 tarihi itibariyle yurtiçi çalışması ve 2147 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanmalı,
yurt dışındaki çalışmasının son bulduğu 30.04.2005 tarihin takip eden aybaşı olan 01.05.2005 tarihinden itibaren yurda kesin dönüş yapmış sayılacağından ve aksi davalı Kurumca iddia ve ispat edilmediğinden davacıya bağlanan yaşlılık aylığının 3201 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma dikkate alınarak artırılması gerekmektedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2007/246, K. 2007/20487, 13 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama