KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/12323 E., 2009/11340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 17.07.1997-12.11.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan Kurum ile İdeal Tur. Gıda Spor İşl. Vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalılara ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak 17.07.1997-12.11.2003 tarihleri arasında sürekli çalıştığının istemiştir. Mahkemece istemin kabulü ile davacının dava konusu sürelerde yazılı şekilde toplam 977 gün daha hizmetinin olduğuna ilişkin hüküm verilmiş ise de,davacının 01.09.1997-21.12.1998 tarihleri arasında kalan sürelere ilişkin hizmetinin tespitine dair varılan sonuç eksik incelemeye dayalı olduğundan usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 86.(506 Sayılı Yasanın 79) maddesi olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-532, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579, 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, davacının 21.12.1998 tarihinden sonra geçen ve yazılı şekilde tespitine karar verilen çalışmaları yönünden mahkemece inceleme yapılmış ise de; 01.09.1997-21.12.1998 tarihleri arasında davalı İspor Turizm ve Spor İşletmeleri işyerinde geçtiğine karar verilen toplam 470 günlük çalışması yönünden yukarıda açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadığı ortada olup bu dönem de işyerinden bodro verilmediği de açık iken komşu işyerinde çalıştığına ilişkin beyanı yeterli görülen tanık Seyit Emir in ve kayıtlı olmayan tanık Zülfikar Ülker’in beyanları ile sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak iş,yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılmakla birlikte özellikle işverence SGK’na 01.09.1997-21.12.1998 tarihleri arası, dönem yönünden verilmiş dönem bordoları varsa yeniden istenerek bu bordrolarda kayıtlı, davacı ile aynı dönemde birlikte çalışmış tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, bordo verilmemiş ise işverene komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlarına geçmiş kimseleri tespit edip, kayıtlarını isteyerek dinlenmek,dinlenen tanık Seyit Emir’in komşu işyeri tanığı olduğunu doğrulayan bilgi ve belgeleri dosyaya eklemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/12323, K. 2009/11340, 28 Eylül 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama