KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/12658 E., 2009/2601 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2009
Karar Metni
757 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat .... ile davalı ... vekili Avukat ... .....arasındaki tespit davası hakkında Çorum İş Mahkemesinden verilen 4.5.2006 gün ve 297-246 sayılı kararın Düzeltilerek Onanmasına ilişkin Dairemizin 15.4.2008 gün ve 227-5859 sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı ...vekili 23.06.2008 tarihli dilekçesi ile Dairemizin 15.04.2008 gün 2008/227E , 2008/5859K sayılı kararında açık maddi hata bulunduğundan bahisle düzeltilmesini istemiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile, hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
İncelenen dairemiz kararında yerel mahkeme kararının bozulmasına ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve yerel mahkemenin kararının hüküm fıkrası tümüyle silindiği halde bilgisayar ortamında sehven silinen hüküm fıkrasının yerine oluşturulan düzeltilmiş hükmün yazılmaksızın kararın mahalline gönderildiği, maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla, Dairemizin 15.04.2008 gün 2008/227E, 2008/5859K sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, davacının teslim ettiği ürün bedelinden yapılan ilk tevkifatı takip eden aybaşından itibaren 2926 sayılı yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.05.1994 tarihinden itibaren 2005 yılında 361 gün ve 2006 yılında 30 gün çakışan SSK’lı hizmetleri dışında kalan sürede davalı kurumda Tarım-Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten Tarım ... sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım ... sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve SSK’lı çalışmanın sona ermesinden sonra,
2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının teslim ettiği ayçiçeği bedelinden ilk defa 19.09.1994 tarihinde, son defa 30.09.2000 tarihinde tevkifat yolu ile prim kesildiği, başkaca ürün tesliminin ve ürün bedelinden tevkifatın bulunmadığı, Ziraat Odası üyeliğinin 15.01.1993, Karadeniz Birlik Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi üyeliğinin 26.04.2003 ve Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğinin 29.08.1996 tarihinde başladığı ve devam ettiği,
10.01.2002–15.01.2002 tarihleri arasında 6 gün 24.02.2003–31.12.2003 tarihleri arasında 307 gün ve 15.01.2004 tarihinde başlayan ve 2006 yılı 1.ayda dâhil devam eden 738 gün 506 sayılı yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının 24.02.2003 tarihinde başlayan ve 15 günlük bir aradan sonra 15.01.2004 tarihinden itibaren devam eden SSK’lı çalışmalarının bir bütün halinde uzun süreli çalışma olarak kabulünün gerektiği açıktır.
Bu duruma göre, dava konusu dönemde, davacının 24.02.2003 tarihinde başlayan uzun süreli SSK’lı çalışması sona erdikten sonra, teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yapılmadığı, doğrudan prim ödemesinin olmadığı giderek yeniden kayıt ve tescil konusundaki iradenin ortaya konulmadığı açık ve seçiktir.
Hal böyle olunca da, davacının 2002 yılında kısa süreli ve 24.02.2003 tarihinden itibaren de uzun süreli SSK’lı çalışmasının bulunduğu göz ardı edilerek; sadece 2005 yılındaki 361 gün ve 2006 yılındaki 30 günlük çakışan SSK’lı hizmetler dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan ilk tevkifat 19.09.1994 tarihinde yapıldığı halde Tarım ... Sigortalılığının 01.10.1994 yerine 01.05.1994 tarihinden başlatılması da hatalıdır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/12658, K. 2009/2601, 24 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama