KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/17495 E., 2009/7494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, meslek hastalığı sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine
2-Uyuşmazlık meslek hastalığı sonucu %12,2 oranında sürekli iş göremez duruma gelen sigortalının manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalı işverene ait işyerinde çalışırken meslek hastalığına yakalandığını sürekli iş göremezlik oranının % 12,2 olduğunu ileri sürerek 11.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı, davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, % 12,2 oranıdaki sürekli iş göremezlik nedeniyle davacı için 8.000,00 TL manevi tazminatın 11.09.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiş karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının meslek hastalığına yakalandığı ve sürekli iş göremezlik oranının % 12,2 olduğu , olayda davalı ... Kurumu’nun İşletmeleri % 34.48 oranında, dava dışı ...ve Oğulları Çivi imalathanesinin % 18,39 oranında kusurlu olduğu ve % 47,13 oranında da kaçınılmazlığın olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 10.00,00 TL'na hükmedilmesi gerekirken 8.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/17495, K. 2009/7494, 1 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama