KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/5654 E., 2008/4780 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2008
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARŞIOY YAZISI
Anayasa’nın koyduğu duruşmaların aleniyeti kuralı ve HUMK’nun 382. maddesi icabı olarak, kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Kısa karar ile ilamda belirtilen kararın başka başka nitelikte bulunması bu aleniyet kuralına aykırı düşer. Bu hal mahkemelere güveni sarsar. Gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara uygun bulunması kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtay’ın kökleşen içtihadı da bu doğrultudadır.
Somut olayda taraf vekillerinin yüzlerine karşı tefhim edilen kısa kararda mahkemece davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat alacağına 20.7.2005 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kararın gerek gerekçe kısmında gerekse hüküm kısmında hüküm altına alınan manevi tazminat alacağına 20.7.2007 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara aykırı olması bir bozma (temyiz) sebebidir. Yargıtay kısa karara aykırı olan gerekçeli kararı kendiliğinden (re’sen) inceleme konusu yaparak bozamaz. Bunun için, gerekçeli kararın aleyhine olan tarafça temyiz edilmiş olması gerekir. Çünkü, hakim sonradan yazdığı gerekçeli kararı ile, önceki kısa kararını değiştirdiğine göre, sonradan yazılan gerekçeli karar yeni bir karardır ve bu yeni karar ancak temyiz edilince Yargıtay tarafından bozulabilir. Kısa karar lehine ve fakat gerekçeli karar aleyhine olan taraf, gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren temyiz süresi içinde temyiz etmezse, gerekçeli karar kesinleşir. Bu halde kısa karar hükümsüz kalır, davayı sonuçlandıran asıl karar, gerekçeli karardır.
Sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara aykırı olması halinde, ancak temyiz yoluna başvurulabilir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki aykırılık tavzih veya maddi hatanın düzeltilmesi yolu ile giderilemez.
Hükmün sonucunu etkilemeyen yanlışlıklar maddi hata olarak kabul edilebileceğinden faizin başlangıç tarihinin kısa karar ile gerekçeli kararda farklı yazılmış olması hükmün sonucunu değiştireceğinden maddi hata olarak kabul edilebilmesi ve gerekçeli kararı yazdıktan sonra işten el çekmiş olan hakimin gerekçeli kararı maddi hatanın düzeltilmesi yoluyla değiştirebilmesi mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalar gereğince kararı davalı vekilinin temyiz ettiği gözetilerek kısa karar-gerekçeli karar farklılığı nedeniyle gerekçeli kararın davacı vekiline yöntemince tebliğ edilerek temyiz süresi geçtikten sonra ve gerektiğinde HUMK’nun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın çoğunluğun kısa karar gerekçeli karar arasındaki bu farklılığın maddi hataya dayalı olması ve mahkemece her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/5654, K. 2008/4780, 25 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama