KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/6443 E., 2009/76 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
650 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine
2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalı işverene ait işyerinde mermer taşıma ve kesme işçisi olarak çalışırken 28.06.2003 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle yaralandığını ileri sürerek 13.471.00 TL maddi tazminat ile 25.000.00 TL manevi tazminat ki toplam 38.471.00 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı, davacının kusurlu olduğunu ileri sürülerek davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece 6.318,22 TL maddi tazminat ile 10.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 18,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 30, davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
BK'nun 47 maddesinde hâkimin, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu konu ile ilgili 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır.
Bunlar her olayda değişebileceğinden hâkimin kararında bunları objektif ölçülere göre göstermesi gerekir. Manevi tazminatın miktarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilecek manevi tazminat tutarının uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletici nitelikte olması, sembolik tutarda bulunamaması gerekir.
Bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatın az olduğu, 18.000,00 TL tazminat yerine 10.000.00 TL gibi az miktarda manevi tazminat takdir edilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/6443, K. 2009/76, 19 Ocak 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama