KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/7622 E., 2009/6848 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
694 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı,davalı işveren nezdinde 10.5.1992-23.4.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile iş çilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, davalı işyerinde işe girdiği 10.5.1992 tarihinden 1997 yılı 7. aya kadar çalıştığını bir süre ara verdikten sonra yeniden işe girip 23.4.2005 tarihine kadar aralıksız çalıştığını ileri sürerek Kurum'a bildirilmeyen sürelerin tespitiyle bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 1.1.1994 tarihinde 1 gün, 7.12.2004-23.4.2005 tarihleri arasında 85 gün çalıştığının tespitiyle 228,06 TL ihbar tazminatının dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı adına davalı işyerinden düzenlenen 1.1.1994, 11.1.2005 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kurum’a verildiği, hizmet cetveline göre de davacının davalı işyerinden 11.1.2005-28.2.2005 tarihleri arasında geçen 51 gün çalışmasının bildirildiği,1992-2005 tarihleri arasındaki dönem bordrolarının getirtildiği uyuşmazlık dönemindeki bordrolarda sürekli çalışan iki işçinin bulunduğu bunlardan...’ın davalının eşi olup diğerinin akrabası olduğunun iddia edildiği, Vergi dairesince düzenlenene 12.7.2004 tarihli yoklama fişinde çalışan İsmet Yılmaz isimli bir işçi bunduğu,
31.12.2004 tarihli yoklama fişinde ise çalışan iki işçi bulunduğu bunlardan biri olan davacının işe girişinin 7.12.2004 tarihi olarak yazıldığı ancak davacının bu tutanağı imzadan imtina ettiği, davacının 1.6.1999-24.4.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı yasa’ya tabi sigortalı olduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda davalı işverence, davacının bir kısım çalışmaları işe giriş bildirgeleri ve prim bordroları ile bildirildiğine göre davacının 1.6.1999-24.4.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı yasa’ya tabi sigortalılığıda dikkate alındığında ilk işe giriş bildirgesin verildiği 1.1.1994 tarihinden önceki dönem hak düşürücü süreye uğradığından mahkemece bu dönem yönünden istemin reddine karar verilmiş olması sonucu bakımından doğrudur.
Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 79/10.maddesinden alan bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu sürekli veya kesintili olup olmadığı, başlangıç ve bitiş tarihleri ile alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işverenle işçiyle ve işyeriyle ilişkileri dikkate alınmalı, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli,
talep edilen döneme ait işyeri bordrolarında yer alan ve çalışmaları mümkün olduğunca süreklilik arzeden tanıklar dinlenilmeli, gerektiğinde SSK. mahalli idareler veya zabıta yoluyla tesbit edilerek komşu veya yakın işyerlerinde kayıtlı çalışanlarının beyanlarına başvurulmalı vizite kağıtları, ücret belgeleri gibi kanıtlarda değerlendirilmeli,
çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir biçimde belirlenmeli ayrıca bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olduğu ve kamu düzenini ilgilendirdiği gözönünde tutularak gerektiğinde doğrudan soruşturma genişletilmek suretiyle deliller olabildiğince toplanarak sonuca gidilmelidir.
Yargıtay hukuk Genel Kurulu'nun 2005/21-495-582, 2005/21-409-413, 2004/21-479-578, 2003/21-634-575 ve 1999/21-549-555 sayılı kararları da bu yöndedir.
Somut olayda mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde araştırma yapılmadığı uyuşmazlık dönemi olan 1.1.1994-31.5.1999, 25.4.2000-23.4.2005 tarihleri arasındaki dönem yönünden davalının eşi ve akrabası olduğu iddia olunan bordro tanıkları dışında çalışmaları kayıtlara geçmiş komşu işyeri işveren ve işçileri dinlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; komşu işyeri çalışanı olduğunu beyan eden tanıkların çalışma kayıtları ile davalı otel işyerinde staj yapan tanıklar Barış Yıldız ve Tolga Bircan’ının otelde geçen staj sürelerini gösteren belgeleri getirtilerek işyerinin niteliğine göre çalışanlarını Emniyet veya Jandarmaya bildirme yükümlülüğü bulunduğundan uyuşmazlık döneminde davacının bildirilip bildirlmediğinin buralardan sorularak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek ilgili SGK il Müdürlüğünden gerekirse zabıtaca komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlar tesbit edilip beyanlarına başvurmak, suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının ve davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/7622, K. 2009/6848, 14 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama