KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/7936 E., 2009/1002 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar, murisinin meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacıların temyizine gelince;
Uyuşmazlık davacıların murisinin meslek hastalığı sonucu ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece feragat nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine, çocukların her biri için 5.000,00’er TL ve kardeşlerin her biri için 400,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacıların murisinin meslek hastalığı sonucu ölümüne neden olan olayda davacının ölüm olayındaki kaçınılmazlık unsurunu kabul ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez
Bu ilkeler gözetildiğinde talep edilen manevi tazminatın ılımlı olduğu, davacıların taleplerinin kabulü gerektiği açıktır.
Öte yandan dava dilekçesinde ölüm tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği halde faize hükmolunmaması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/7936, K. 2009/1002, 29 Ocak 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama