KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/8996 E., 2009/1154 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalı işverene ait işyerinde işçi olarak çalışırken 17.8.2002 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle sağ elinin iş göremez hale geldiğini ileri sürerek 500.00 TL maddi tazminat ile 30.000.00 TL manevi tazminat ki toplam 30.500.00 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece feragat nedeni ile maddi tazminatın reddine 10.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 0 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 30, davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 5.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken mahkemece 10.000.00 TL.'na hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/8996, K. 2009/1154, 2 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama