KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/12501 E., 2010/10235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 28.7.1975- 30.11.1978 ve 8.2.1979- 1.1.1985 tarihleri arası bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava davacının 28.7.1975-30.11.1978 ,1.1.1990-31.7.2001 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa'ya tabi ... sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulü ile davacının 20.4.1982 tarihiine kadar Kuruma kayıt ve tescilinin bulunmayışı dolayısıyla 1.1.1985-31.7.2001 tarihleri arasında 16 yıl 7 ay süre ile Esnaf ... sigortalısı olduğunun tespitine fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının, 28.7.1975 - 30.11.1978, 11.2.1985 - 1.1.1990 , 1.1.1990 -31.7.2001 tarihleri arasında vergi kaydı, 8.2.1979-17.5.1993,30.5.1994-20.3.2000 tarihleri arasında ise Oda kaydının bulunduğu,6.1.1986 tarihli giriş bildirgesi ile de davacının 1.1.1985 tarihinden itibaren ... sigortalısı olarak tescil edildiği ,31.12.1985-31.8.1999 tarihleri arasında da prim ödemelerinin bulunduğu Kurum tarafından davacının 20.4.1982 tarihine kadar tescilini yaptırmamış olması nedeniyle 20.4.1982 tarihinden sonraki vergi kaydı gözetilerek sigortalılığının 1.1.1985 tarihinde başlatılarak vergi kaydının sona erdiği 31.7.2001
tarihinde sona erdirildiği, Kurumun 22.10.2008 tarihli yazısından davacının sigortalılık sürelerinin 1.1.1985-31.7.2001 tarihleri arasında 16 yıl 7 ay olarak kabül edildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece sigortalılık süreleri olarak tesbitine karar verilen süreler aslında Kurum tarfından kabul edilen süreler olup tespit kararı verilmesinde davacının hukuki yararıda bulunmamaktadır.
Mahkemece davanın reddi ile yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılarak kendisini vekille temsil ettiren davalı Kurum yararına avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yaplışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK 438/7.maddesi gereği düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/12501, K. 2010/10235, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama