KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/13311 E., 2010/11658 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıların kardeşi olan sigortalı ... 6.2.2003 tarihinde enerji hattı bakımında çalışırken ... akımına kapılarak öldüğü iş kazası olayında ölen işçinin %10, davalı kurumun %40, dava dışı .... %20 ve TEİAŞ %30 oranında kusurlu oldukları , eş, çocuklar ve anne için daha önce aynı mahkemede açılıp sonuçlanan maddi ve manevi zararların giderilmesine ilişkin açılan davada verilen karar Dairemizin 15.11.2005 tarihli kararı ile düzeltilerek onandığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı ... için 2.500,00er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 4.000,00’er TL ’sına hükmedilmesi, ayrıca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden her davacı yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken davacılar yararına hüküm altına alınan toplam miktar üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, davalıların avukatlık ücreti ile ilgili temyiz nedenleri bulunmadığı gözetilerek, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/13311, K. 2010/11658, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama