KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/14201 E., 2010/10587 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.01.1998-07.03.2002 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ve ... Mutfak Radyan Gaz Aletleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi davalılardan ... Mutfak Radyan Gaz Aletleri San. Tic. Ltd. Şti. tarafından duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, Davacının 01/01/1998-07/03/2002 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 06.05.1985-2005/7. ay arasında farklı işyerlerinde kesintili olarak 1.660 gün 506 sayılı Yasa'ya tabi çalışmalarının olduğu,07.04.2000 tarihinde davalı şirket unvanlı (1036504) sicil nolu iş yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin işyeri kayıtlarında bulunduğu,18.01.1998 ve 01.03.2002 tarihlerinde iki adet dava dışı başka işyerinden işe girişinin olduğu,07.12.2001 tarihinde davacının işten çıkışının kuruma bildirildiği,davalı iş yerinde;07.04.2000-07.12.2001 tarihleri arasında 385 gün çalışmasının olduğu,
çalışmalarının eksik bildirildiği,18.01.1998-28.02.1998 arası ve 01.03.2002-10.03.2002 arasında tesbiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmalarının bulunduğu,1999/3-2001/3. dönem bordrolarının geldiği,davacının bordrolarda hizmet cetvelinde görülen kadar çalışmasının olduğu,işyeri dosyasının istendiği ancak gelmediği, ...
Ticaret Sicil Memurluğunca, davalı şirketin 19.07.1999 tarihinde tescil edildiği,22.10.2004 tarihinde tasfiyesine karar verildiği,28.12.2004 tarihinde tasfiyesinin tescil edildiği, Sümeyye Boz'un tasfiye memuru olarak atandığı ve şirketin 02.03.2006 tarihinde tasfiye işlemi sonuçlanarak ticaret sicil kaydının silindiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasa'nın 79/10.maddesidir. Anılan maddeye göre, bu tür hizmet tesbiti davalarında kurumla birlikte işvereninde hasım gösterilmesi zorunludur. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.
Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK’nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı).
Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.
TTK’nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.
Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK.nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/14201, K. 2010/10587, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama