KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/1454 E., 2009/8600 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, SSK'lı süreler hariç 1.8.1986 tarihinden itibaren tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava,davacının l.8.l986 tarihinden dava tarihine kadar 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olduğu süreler dışında tarım ... sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacının kısa süreli 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olduğu süreler dışında 2926 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olduğunun kabulü için 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olduğu süreler dışında tarımsal faaliyetinin devam ettiğinin kanıtlanması gerektiği bu nedenle zirai arazileri edindiği tarihlerin, TMO ve ... kooperatifinde kaydının bulunup bulunmadığının, ürün satışı yapıp yapmadığının l992- l993 yılında 506 sayılı Yasa'ya tabi çalışmasının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle eksik araştırmadan bozulmuştur.
Davacı vekili davacının ürün satışı yapmadığını ve herhangibir kooperatifte kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki; 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen davacının Alacahan Belediye Başkanlığına l998 yılında 105 dönüm zirai arazi beyanında bulunması nedeniyle bu arazileri edinme tarihlerinin araştırılmadığı tanık beyanlarına dayanılarak istemin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Davacının 506 sayılı Yasa'ya tabi ilk kısa süreli çalışması esas alınarak davalı Kurumca terkin edildiği 4.8.l986 tarihinden sonra kısa süreli 506 sayılı Yasa'ya tabi çalışma süreleri dışında 2926 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak kabul edilebilmesi için 4.8.l986 tarihinden veya öncesinden 2926 sayılı Yasa'nın l0.maddesinde sayılan kayıtlardan birinin varlığı gerekmektedir. Davacının Ziraat Odası kaydı çok sonraki bir tarih olan l4.7.l998 tarihinde başlamış, çiftçi belgesi 2004 tarihini taşımakta olup, traktörü 2003 yılında edinmiştir.
Bu kayıtlar sonraki tarihleri taşıdığından bu kayıtlara dayanılarak davacının 4.8.l986 tarihinden itibaren sigortalı sayılması olanaksızdır.
Yapılacak iş; bozma kararının gereğini yerine getirerek davacının l998 yılında Belediye'ye beyan ettiği, zilyetliğinden bulunan zirai taşınmazları tanıklarca babasından intikal ettiği bildirildiğinden babasının ölüm tarihini araştırarak davacının bu zirai taşınmazlar 4.8.l986 tarihinde veya öncesinde zilyet olup olmadığını belirleyerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin salt tanık beyanlarına dayanılarak sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/1454, K. 2009/8600, 15 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama