KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16483 E., 2010/13275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, ölüm aylığının kesilme işleminin iptali ile ölüm aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 24.9.2001 tarihinde sigortalı olarak ölen oğlu ...'den dolayı bağlanan ölüm aylığının Kurumca kesilmesi işleminin iptali ile yeniden bağlanması ve eksik ödenen aylıklarının faizi ile ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 1.10.2001- 9.9.2002 tarihleri arası kesilen aylıklar yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 1.10.2002- 1.6.2003 tarihleri arasında ölüm aylığı kesilme işleminin iptaline ve aylıkların kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak ait olduğu aylar itibariyle yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının 1.6.1989 tarihinde eşi ...'den boşandığı, geçimini sigortalı oğlu ...'in sağladığından oğlunun 24.9.2001 tarihinde ölümü ile davacıya 1.10.2001 tarihinde ölüm aylığı bağlandığı, 9.9.2002 tarihinde evlendiğinden ölüm aylığının kesildiği, boşandığı 15.5.2003 tarihini takip eden aybaşı olan l.6.2003 tarihinden itibaren yeniden bağlandığı ve halen ölüm aylığı almakta olduğu görülmüştür.
Uyuşmazlık 9.9.2002- l5.5.2003 tarihleri arasında evli olan davacı annenin ölen oğlundan ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasındadır.
506 sayılı Yasanın 69.maddesinde ana ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlandığının belgelenmesi halinde sigortalının ölümü halinde ana ve babaya aylık bağlanacağına ilişkin hüküm 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucunda sigortalının sağlığında ana ve babasının geçimini sağlamış olma koşulu kaldırılmış onun yerine ana ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmaması veya 2022 sayılı Yasaya göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiştir.
Somut olayda 9.9.2002- l5.5.2003 tarihleri arasındaki uyuşmazlık döneminde 506 sayılı Yasanın 69.maddesinin aradığı koşul ananın geçiminin sigortalı tarafından sağlanmasıdır.
Davacı ananın bu tarihler arasında evli olduğu anlaşılmakla yapılacak iş; eski Türk Medeni Kanununun 152.maddesindeki "evin intihabı, karı ve çocukların münasip veçhile iaşesinin kocaya ait olduğu" şeklindeki hükmün 8.12.2001 tarihli l.l.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 186.maddesindeki "eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarına" ilişkin hükümle değiştiğide gözetilerek davacının evlenip ayrıldığı kişinin ismi kimlik bilgileri, nüfusa kayıtlı olduğu yer, 9.9.2002- 15.5.2003 tarihleri arasında ikamet ettiği yer tespit edilerek,
bu kişinin uyuşmazlık konusu olan dönemdeki sosyal ve ekonomik durumunu vergi dairesinden ve tapu dairesinden kayıtları getirtilerek, bu tarihler arasında çalıştığı bir işyeri var ise aldığı ücret işyerinden sorularak, boşanma ile ilgili dava dosyasıda getirtilerek ve zabıta araştırması yaptırmak suretiyle davacının geçimini sağlayabilecek durumda olup olmadığını belirlemek, davacının geçimini sağlayabilecek durumda ise bu dönemle ilgili istemin reddine karar vermek, davacının geçimini sağlayacak durumda değilse daha açık bir anlatımla davacının oğlunun desteğine ihtiyacı var ise şimdiki gibi karar vermektir.
(Yargıtay HGK.'nun 18.2.2004 T, 2004/10-102 E, 2004/93 K)
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/16483, K. 2010/13275, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama