KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16586 E., 2010/12744 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.05.2007-28.11.2007 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının murisi Muzaffer Kök'ün 01.05.2007-28.11.2007 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; istemin kabulü ile davacının murisi Muzaffer Kök'ün davalı ...'ya ait ... Madeni Yağ Tic. San. Ve İnş. Ltd. Şti isimli iş yerinde 01.05.2007-28.11.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu edilen dönemle ilgili olarak Kuruma bildirim yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından dava konusu edilen çalışmaların davalı olarak gösterilen ...'nın adına değil, davalı ...'nın da ortağı olduğu ... Madeni Yağ Tic. San. Ve İnş. Ltd. Şirketine ait işyerinde geçtiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli yargıda kural olarak duruşma yapılması zorunludur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi uyarınca kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.
Tarafların usulüne uygun duruşmaya çağırılmadan, eş anlatımca; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36. maddesi ile HUMK.nun 73. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı yan; dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır, aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir (Prof. Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt II sh.1876 vd).
Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur ve mahkemenin dava dilekçesi ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun amir hükmü gereğidir. Yargıtay’ın bozma kararlarına karşı karar düzeltme yolu kapalı ise dava dosyası kendisine gönderilen mahkeme, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429/2 maddesi uyarınca kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip, dinledikten sonra karar verecektir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğünde açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Somut olayda; dava dilekçesi ile davalı olarak ...-... Madeni Yağ Sanayi Tic. Ltd. Şti. yazıldığı halde, dava dilekçesi ve duruşma gününün bildirilmesi ile ilgili tebligat davalı ... adına çıkarılmıştır. Davalı şirkete dava dilekçesi ve duruşma günü teblig edilerek taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek, ... Madeni Yağ Sanayi Tic. Ltd. Şti. adına tescilli iş yerinde geçen çalışmalar ile ilgili tespit kararı verildiği gibi, karar başlığında da davalı olarak ... Madeni Yağ Sanayi Tic. Ltd. Şti. gösterilmemiştir.
Yapılacak iş; dava dilekçesinde davalı olarak yazılan ... Madeni Yağ Sanayi Tic. Ltd. Şirketine dava dilekçesi ile duruşma gününü Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde tespit kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/16586, K. 2010/12744, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama