KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/2277 E., 2009/5922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
779 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 347.276,29-TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.04.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ....... ile karşı taraf vekili Avukat ..... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 02.09.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen ......’ın hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı ...'ın maddi tazminat isteminin kabulüne, davacılar .... ve....’ın maddi zararları sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından anılan davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılardan eş ve çocuklar ile anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin kabulüne davacı kardeşlerin ise manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmişse de eş ve çocuklar yararına manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatların fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin ölümüne neden olan olayda sigortalının kusurunun bulunmadığı % 30 oranında davalı işverenin, % 70 oranında ise dava dışı üçüncü kişinin kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, olayda ölen sigortalı ve davalının kusur durumu, olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı ... yararına 60.000,00-TL, davacı ... yararına 40.000,00-TL, davacı ... yararına 40.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davacı ... yararına 75.000,00-TL, davacı ... yararına 50.000,00-TL, davacı ... yararına 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/2277, K. 2009/5922, 28 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama