KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/4141 E., 2009/13657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı,iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalıların diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat hak edilmediğinden reddine,20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiş, karar davalı tarafça tEmyiz edilmiştir.
Davacı davalı işverene ait işyerinde çalışırken 25.10.2005 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle yüzünün parçalanıp ağır yaralandığını,vücudunun değişik yerlerinden kemik ilavesi ile yüzünden geçirdiği bir dizi operasyona rağmen eski haline gelemediğini, yapılan ameliyatlar neticesinde askerliğe elverişli olmadığına dair10.01.2008 tarihli T.C.
Genel Kurmay Başkanlığı Gölcük Askeri Hastanesi Baştabipliğince rapor verildiğini, ağır tedaviler ve ruhsal travma sonucu uzun süreli anksiyete bozukluğu yaşadığını en temel ihtiyaçlarını bile ailesinin desteği olmadan karşılayamadığını, iş göremez hale geldiğini ileri sürerek 2.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminat ki toplam 27.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalılar, kusursuz olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Davacının iş kazasına uğradığı olayda davacının %30, davalı işveren tarafın %70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, yapılan tedaviler,yaralanmanın davacı yüzünde oluşturduğu izler,tarafların mali ve içtimai durumu ve çekilen acıların derecesi olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 12.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 20.000,00-TL’ sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/4141, K. 2009/13657, 26 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama