KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/8147 E., 2010/6236 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 4.6.2007 gün ve 71315 sayılı red kararının iptaline ve 22.5.2007 tarihi itibariyle SSK'dan emekli dul aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 18.01.1993 tarihinde ölen davacı murisinin sigorta başlangıcının 10.04.1967 olduğunun ve 22.05.2007 tarihli talebe göre 01.06.2007 tarihinden itibaren sigortalının eşi olan davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı murisinin sigorta başlangıcının 10.04.1967 olduğunun ve 22.05.2007 tarihli talebe göre 01.06.2007 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemenin sigorta başlangıcının belinlenmesine ilişkin hükmü doğrudur. Ölüm aylığına gelince: sigortalının 506 sayılı yasa kapsamında 10.04.1967 tarihinde 1 gün, 2925 sayılı Yasa kapsamında ve 01.01.1992-31.12.1992 tarihleri arasında 180 gün hizmetinin bulunduğu 29.05.1961-29.05.1963 tarihleri arasındaki 720 günlük askerlik süresine ilişkin olarak davacının borçlanma talep ederek 22.05.2007 tarihinde ödediği, 22.05.2007 tarihinde ölüm aylığı bağlanması için kuruma başvuruda bulunulduğu, başvuru tarihinde sigortalının 5 yılı aşkın sigortalılığının ve 901 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ölüm aylığının 506 sayılı Yasa'ya göre mi yoksa 2925 sayılı Yasa'ya göre mi bağlanacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 2829 sayılı Yasa'nın 8.maddesi olup anılan maddeye göre “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurum'ca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurum'ca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir. Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C.
Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re'sen emekli olma (Ek ibare: 27/1/2000 - 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurum'ca,
kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” Öte yandan 2925 sayılı Yasa'nın uygulanması aynı yasanın 40.maddesine göre SSK’na ait bulunduğundan aylık talebinin kuruma yapılması yeterli olup aylık bağlanmasında uygulanacak mevzuatı sigortalının durumuna göre Kurum'un belirlemesi mümkün bulunmakla ayrıca 2925 sayılı Yasa'ya göre aylık bağlanması için başvuru gerekli değildir.
Hal böyle olunca ve özellikle sigortalının 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışmasının tek başına ölüm aylığı bağlanmasına yeterli olmadığının belli bulunmasına, farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi ile ölüm aylığı bağlanması için yeterli prim ödeme gün sayısının elde edilmesine göre, hizmet sürelerinden sonuncusunun geçtiği 2925 sayılı Yasa hükümlerine göre aylık bağlanması gerekirken, 506 sayılı Yasa hükümlerine göre aylık bağlanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/8147, K. 2010/6236, 1 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama