KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/10171 E., 2011/13459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 1.7.1974 olduğunun tesbitiyle, Kurumca Re'sen tescil tarihinin 1.7.1994 olduğu şeklindeki işlemin iptaliyle, buna dayalı çıkartılan prim borcunun iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının Tarım ... sigortalılık başlanıgıcının 01.07.1999 olduğunun tespiti ile Kurumca tescil tarihinin 01.07.1994 olduğu yönündeki işlemin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 20.06.1994 tarihli giriş bildirgesine göre 01.07.1966 doğumlu ... ...'nin ürün bedelinden yapılan prim kesintisine istinaden 01.07.1994 tarihi itibariyle Tarım ... sigortalısı olarak resen tescil edildiği,11.08.2000 tarihli bildirgeye göre ise davacının ürün bedelinden yapılan prim kesintisine istinaden 01.07.1999 tarihi itibariyle Tarım ... sigortalısı olarak yeniden tescil edildiği,2009 yılında Kurumun davacı adına mükerrer tescil olduğunu fark etmesi üzerine 01.07.1999 giriş tarihli bildirgeyi iptal ettiği, davacının 22.12.1963 doğumlu ... olduğu, 20.06.1994 tarihli giriş bildirgesindeki kişinin ise 01.07.1966 doğumlu ... ... olduğu,1994 Nisan ayına ait kesinti belgesinin de ... oğlu ... 1966 doğumlu ... 'ye ait olduğu anlaşılmaktadır.
Bu tür davalar için özel bir ispat yöntemi öngörülmemiş ise de davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, davacı adına mükerrer tescil yapıldığının sabit olması halinde ilk giriş bildirgesinin geçerli kabul edilerek ikinci tescilinin iptal edilmesi gerikir ise de 20.06.1994 tarihli işe giriş bildirgesindeki ve 1994 Nisan ayına ait kesinti belgesindeki soyadı ve doğum tarihinin davacının soyadı ve doğum tarihi ile uyumlu olmadığı gözetilmeden, 20.06.1994 tarihli giriş bildirgesindeki ve 1994 Nisan ayına ait kesinti belgesindeki kimlik bilgileri yazılı kişinin davacı olup olmadığı usulünce araştırılmadan her iki bildirgenin davacıya ait olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, 1994 Nisan ayına ait kesinti belgesinin davacıya ait olup olmadığını kesintiyi yapan ilgili firmadan ve SGK'dan sormak, 20.06.1994 tarihli giriş bildirgesindeki "..." soyadı ve "01.07.1966" doğum tarihi tam olarak yazılmak suretiyle bu kimlik bilgilerine sahip kişinin varlığını ilgili nüfus müdürlüğünden sormak, bu kimlik bilgilerine sahip kişinin bulunup bulunmadığı konusunda nüfusa kayıtlı olduğu yerde zabıta araştırması yaptırmak,
böyle bir kişinin bulunduğunun anlaşılması halinde dava o kişinin de hak alanını ilgilendirdiğinden davacıya bu kişiyi yöntemince davaya dahil etmesi için önel vermek, davaya karşı beyanlarını almak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, böyle bir kişinin bulunmadığının anlaşılması durumunda ise şimdiki gibi karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/10171, K. 2011/13459, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama