KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/11081 E., 2010/12450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, oda kaydının geçerli olduğunun ve 22.3.1985 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, oda kaydının geçerli olduğunun tespiti ile, 22.3.1985 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece uyulan bozma kararı sonrasında, davacının dava da hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının "nakliye" işinden dolayı 21.5.1998 tarihinde.
22.3.1985 tarihinden başlamak üzere 1479 sayılı Yasa gereğince tescilinin yapıldığı, 17.5.1981 tarihinden itibaren oda kaydının, 20.12.1995 tarihinden itibaren vergi kaydının ve 7.11.1996 tarihinden itibarende sicil kaydının devam ettiği, İcra Müdürlüğüne ait 2000/239 Esas sayılı dosya ile 25.10.1985- 31.3.2000 tarihleri arasındaki süreye ilişkin primlerinde icraen tahsil edildiği halde Kurumun ispatlanan faaliyetine rağmen davacıyı vergi kaydının başladığı 20.12.1995 tarihinden itibaren sigortalı saydığı,
davadaki uyuşmazlığın davacının 22.3.1985- 20.12.1995 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa gereğince sigortalı olup olmadığına ilişkin olup, 20.12.1995 tarihinden sonraki süre yönünden uyuşmazlık bulunmadığı görülmektedir.
Bu halde ise; mahkemenin, davacının 22.3.1985- 20.12.1995 tarihleri arasında sigortalı olduğunun tespitine yönelik karar vermesi gerekirken, ekli bilirkişi raporunda Kurum tarafından çekişmesiz sayılan 20.12.1995 tarihinden sonraki sürenin tespitinde hukuki yarar bulunmadığına ilişkin açıklama gereğince yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; dosyaya ekli 2.5.2010 günlü bilirkişi raporunun sonuç (a) bendi gereğince davanın kabulüne karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/11081, K. 2010/12450, 13 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama