KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/4367 E., 2010/10540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
820 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 52.090,47 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26/10/2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalılar vekili Av.... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe 09.03.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan maddi zararları ile manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin önceki kararının davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda, davanın niteliği gereği davacı anne ve babaya Kurum tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin sorularak bildirilen miktarın hesaplanacak zarardan indirilmek suretiyle hak sahiplerinin maddi zararlarının belirlenmesi gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hak sahiplerine gelir bağlanmadığının bildirilmesi durumunda ise hak sahiplerine gelir bağlanması için Kurum’a başvuruda bulunmaları giderek dava açmaları için önel verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda: SGK’ nun davacı anne ve babaya gelir bağlamadığı ve bu nedenle de peşin sermaye tablosunun bulunmadığı için hesaplanan zarardan indirime gidilmeyerek davacı anne ve babanın maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat istemin ilişkin karar kesinleşmiş olmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen uyulan bozma ilamına uygun araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da açıklandığı üzere davanın niteliği gereği haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin Peşin Sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir.
Bu bakımdan, öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunulması ve giderek dava açılması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır.
Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24. ve 5510 sayılı yasanın 34. maddelerinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
Somut olayda, hak sahibi baba yönünden ölüm geliri bağlanması için yapılan başvuru üzerine Sosyal güvenlik Kurumu’nun davacı baba ...’in Kurum emeklisi olduğu, ölen sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamadığından ölüm geliri talebinin ret olunduğu dosya içerisindeki cevabi yazı ile eklerinden anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 24. ve 5510 sayılı yasanın 17. Maddesi delaletiyle 34. maddeleri gereğince Kurum emeklisi olduğu anlaşılan baba bakımından aylık bağlanma koşullarının bulunmadığı ortadadır. Hal böyle olunca da davanın niteliği dikkate alınarak davacı baba ...’in maddi tazimat isteminin reddi yerine kabulü isabetsiz olmuştur.
Davacı anne ... yararına hükmolunan maddi tazminata yönelik temyize gelince: Yukarıda da açıklandığı üzere davanın niteliği gereği Kurumun gelir bağlamadığı hak sahibinin destekten yoksu kalma tazminatı isteme hakkının bulunmadığı göz ardı edilerek ve uyulan bozma ilamına uygun biçimde inceleme ve araştırma yapılmaksızın Kurumun gelir bağlanmadığına ilişkin cevabının yeterli görülerek, maddi tazimat isteminin kabulü usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş: Davacı ...’in kendi gelirinin olmadığı Kurumun 01.12.2009 tarihli yazısı ve eklerinden belli olduğundan, ölüm geliri bağlanmasına yönelik istemini reddeden Kurum işlemin karşı 4958 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasanın 24 ve 5510 sayılı Yasanın 17. Maddesi delaletiyle 34. maddeleri gereğince dava açması için mehil verilmek, bu dava sonucunda ölüm geliri bağlanırsa, bağlanan bu gelirin tüm peşin sermaye değeri getirilerek en son verilere göre hesaplanacak zarardan indirilmek, önceki kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş bulunduğu da dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmekten ibarettir.
Verilen önele rağmen dava açılmaması veya açılan davanın sonunda davacı annenin ölüm gelirine hak kazanmadığının tespiti halinde ise yukarıda açıklandığı üzere bu hak sahibinin de destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekilinin yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/4367, K. 2010/10540, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama