KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5051 E., 2011/7388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Davalılar
- 1- ...
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
...
Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 19.12.1982-28.2.1984 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava sigortalılık başlangıcının 19.12.1982 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir.Aynı zamanda o kimsenin Yasa'nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Dosya içeriğinden, davacının Kayaalp Mühendislik adına tescilli iş yerinde 19.12.1982 tarihinde işe girdiğini gösterir giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak kuruma intikal ettirildiği, işyerinin ihtilaflı dönemde yasa kapsamında bulunduğu, işyerine ait 1982/4. dönem bordrosunun kuruma verilmediği, giriş bildirgesi üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda; mahkemenin resmi kayıtlara göre bordro tanığı yada komşu iş yeri tanığı olduğu tespit edilmeyen tanık ...'nun anlatımına göre sonuca gittiği görülmüştür.
İddia edilen dönemde işveren tarafından Kuruma bordro verilmediğinden davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları veya işverenleri tesbit edilerek beyanlarına başvurulması gerektiğinden, mühendislik işyeri olduğu anlaşılan işyerinin bulunduğu adres olan ...Caddesi (işe giriş bildirgesindeki kapı numarası 39/7) Ankara adresine komşu işyeri araştırması yapılıp, bu işyerlerinde çalışmış kişilerin adresleri SGK'dan saptanarak tanık olarak dinlenmeleri gerekirken, komşu işyerinde çalışmış kişilerin saptanamadığına ilişkin 20.01.2010 tarihli Emniyet tutanağına dayanılarak ve tanık ...'nun beyanı esas alınarak istemin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
..../....
....2....
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıta marifetiyle bildirge tarihinde ...Caddesi (işe giriş bildirgesindeki kapı numarası 39/7) Ankara adresinde bulunduğu anlaşılan işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahiplerinin araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/5051, K. 2011/7388, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama