KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/54 E., 2011/865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
760 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmnen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacılar ile davalılardan ... Apt.Kat Malikleri Kurulu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı ... Apt.Kat Malikleri Kurulu ile davacılar ... ile Asafoğlu ...'ın dışındaki davacıların tüm, davacılar ... ile Asafoğlu ...'ın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemi ile anne baba ve kardeşlerin manevi tazminat istemine ilişkindir .
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,davacılar Mustafa ve Bünyamin’in maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile eş için 14.000,00 TL çocuklar için ayrı ayrı 7.000,00‘er TL, anne ve baba ve ... için ayrı ayrı 2.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
9.1.2003 tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışırken geçirilen iş kazasında sigortalı Bilal Dal’ın öldüğü alınan kusur raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde sigortalının %30 davalı işverenin %60, ... Apartmanı Yönetim Kurulu ‘nun ise %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması,
bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde davacı anne ve baba yararına 4.000,00‘er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 2.000,00‘er TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK’nun 438/7.maddesi gereği düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/54, K. 2011/865, 10 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama