KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5551 E., 2011/6588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı,Kurumca gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı şirket, haksız ve hukuka aykırı olarak, Kurumca tahakkuk ettirilen eksik işçilik fark primi ile gecikme cezasına ilişkin 12.10.2009 gün ve 2009/14101 sayılı ödeme emrinin iptali ile, itirazı kayıtla ödenmiş olan 10.931.73 TL'nin ödeme tarihi olan 17.11.2009 tarihinden işleyecek faizi ile davalı Kurumdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Gerçekten, davacı şirket adına tescilli işyerinde Kurumca resen eksik işçilik üzerinden hesaplanan 6.866.92 TL prim ve gecikme zammı tutarının davacıdan istenildiği, itiraz sonrası yapılan takipte, 12.10.2009 gün ve 14101 sayılı ödeme emrinin davacıya 17.11.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davacının yasal 7 günlük süre içersinde borçlu olmadığı, nedenine dayalı işlemin iptali ile itirazi kayıtla ödediği miktarın Kurumdan istirdadını istediği uyuşmazlık konusu değildir. Davada ki uyuşmazlık, davacının bu davada ki isteminin 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesi kapsamında incelenip incelenmeyeceği noktasındadır.
Mahkemece, davacının isteminin bu madde kapsamında değerlendirilemeyecegi gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; davacı şirketin, Kurumca resen yapılan eksik işçilik tahakkukuna dayalı borç tebliğinin yerinde olmadığına ilişkin isteminin 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde belirtilen "borçlu olmadığının tespitine" ilişkin olduğu açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 3.10.2007 gün ve 2007/21-623 Esas, 2007/717 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
"Primlerin ödenmesini düzenleyen 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde, 1.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanunun 1.maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurum alacaklarının takibinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri geçerli kılınmıştır. Prim borçları, bu düzenleme ile kamu alacağı derecesine getirilerek, takip ve tahsilinde icra ve iflas hukukuna göre çabukluk ve sadelik sağlanmak istenmiştir.
Davanın yasal dayanağını 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesi oluşturmaktadır.
Anılan madde ile, Kurum alacakları için 6183 sayılı Kanunun 55. maddesi hükmü uyarınca düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı 7 gün içerisinde dava açabilme olanağı bulunmaktadır.
Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olarak anılan maddeye dayalı açılacak dava “menfi tespit” niteliğinde olup, “böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir.
..../.... ....2....
İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 2002/21-201-297, 24.3.2004 gün ve 2004/10164-170 sayılı kararları). Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen gözönünde tutulmalıdır.
Kamu alacağına ilişkin olarak anılan madde kapsamında öngörülen menfi tespit davası dışında, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümleri cevaz vermemektedir. Zira, tahsil edilmesi istenen alacak, kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmektedir. 6183 sayılı Kanunda, İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hükme yer verilmemiş bulunması karşısında, Yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu, aynı konuda yeni bir menfi tespit, istirdat davası açamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 Esas, 249 Karar sayılı Kararı)..."
Yasal dayanağı 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesi olan ve yasal 7 günlük süre içersinde açılmış bulunan bu davada işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Kabule göre de; Davanın esası hakkında karar verilmediği halde, 6183 sayılı Yasa'nın 58/5. maddesi gereğince alacağın %10 zamla tahsiline karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/5551, K. 2011/6588, 13 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama