KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5891 E., 2011/7386 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
817 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, oda kaydının usulsüz olması nedeniyle ... hizmetinin ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile, davacının emeklilik işleminin iptaline ilişkin 03.10.2005 tarih 50157 sayılı Kurum (...) işleminin iptaline karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir.
04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, ...’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür.
Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir.
Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Öte yandan 507 sayılı Yasa'nın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K’nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise “Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkarlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır.
Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler.” Değişik 119. maddeye göre “ mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır.” 62 sayılı K.H.K.’nun geçici 2. maddesinde “Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde çıkarılmak zorunda” olduğu bildirilmiş İlgili Yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
-/-
-2-
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 13.04.1999 tarihli giriş bildirgesine göre 15.01.1988 tarih ve 221 sıra numarası ile Diyarbakır Seyyar Satıcılar ve İşportacılar Odasındaki üye kaydına istinaden 15.01.1988 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu ... sigortalısı olarak tescil edildiği, 15.1.1988- 23.10.2000 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu vergi ve esnaf sicil kaydının olmadığı, 15.9.1991- 10.10.1991 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olması nedeniyle davalı Kurumca 15.1.1988- 14.9.1991 ve 11.10.1991- 8.6.1999 tarihleri arasında sigortalı sayıldığı,
506 sayılı Yasaya tabi 1649 gün hizmeti ile birleştirilerek 23.10.2001 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 1.11.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı Kurumca 03.10.2005 tarih ve 50157 sayılı yazı ile Diyarbakır Seyyar Satıcılar ve İşportacılar Odası kayıtlarının müfettiş raporuyla usulsüz olduğu tesbit edildiğinden ... hizmet sürelerinin ve yaşlılık aylığının iptal edildiği, Esnaf Odasına 15.01.1988 tarihinde kayıtlı olduğunun gözüktüğü, kaydının devam ettiği, vergi kaydının ve Esnaf Sicil kaydının bulunmadığı,
Kurum müfettiş raporunda davacının noterce 25.11.1986 tarihinde onaylanan oda defterine 15.01.1988 tarihi itibariyle kayıt edildiği, önceki defterlerin ibraz edilemediği, kayıt yapılan defterin ise noter onayı bulunan ilk sayfası dışındaki sayfalarının sökülerek sayfa eklenmek suretiyle kayıtların yapıldığı, davacının oda aidatlarını ödediğine ilişkin makbuz ibraz edemediği, davacının 1996 yılı ve öncesi için hazirun listelerinin ibraz edilmediği,dolayısıyla bu tarihler itibariyle hazirun listelerinde isminin bulunup bulunmadığının belirlenemediği,
Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/524 Esas sayılı dava dosyasında sigortalının sanık olarak yargılandığı anlaşılmaktadır.
Davacının, oda ve sicil kaydının birarada bulunmaması, ayrıca usulüne uygun bir oda kaydının bulunmaması nedeniyle bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığının kabulü gerekir. Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması sonrasında davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz oda kaydının davacınında katılımının bulunduğu mavazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Davacının 1479 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu ... sigortalılığını sağlayan Diyarbakır Seyyar Satıcılar Odası kayıtlarının sahtecilik suretiyle oluşturulduğu iddiasıyla, oda yöneticileri , üyeleri ve davacı hakkında ceza davası açılması,
oda kayıtlarının sahtecilik suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının, oluşturulmuş ise bu sahtecilik işleminin davacının katılımı ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği bu dava sonucu verilecek karar ile saptanmasının mümkün olması karşısında, oda kaydının sahtecilik yoluyla oluşturulduğu ve bu işlemin davacının katılımı ile gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde bu durumda somut olaya MK'nun 2. maddesi uygulanamayacağından ceza yargılamasının sonucu beklenilerek tüm delillerin değerlendirilmesi ve bir sonuca varılması gerekirken,
mahkemece ceza davasının sonucu beklenmeden eksik inceleme ile tanık sözleri ile yetinilerek sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/5891, K. 2011/7386, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama