KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/6489 E., 2011/13862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisi davalılardan işverene ait işyerinde 2003 yılında resen tesbit edilecek tarihlerde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının murisi ... 'nın 2003 yılında başlayıp re'sen tesbit edilecek tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı işyerinde 1.1.2003-16.2.2003 tarihleri arasında 46 gün, 17.2.2003-30.5.2003 tarihleri arasında 28 gün, 28.6.2003-21.9.2003 tarihleri arasında 83 gün, 22.9.2003-31.12.2003 tarihleri arasında 28 gün hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.01.2003 tarihinde davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği, davalı işyerinde herhangi bildirim yapılmadığı, davalı vekilinin 24.6.2008 celsede 1.3.2003-1.6.2003 tarihleri arasındaki dönemin tesbitini istediğini açıkladığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir.
Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının Selçuk Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunda 29.9.2002-10.1.2003, 17.2.2003-30.5.2003, 22.9.2003-9.1.2004, 16.2.2004-28.5.2004 döneminde öğrenim gördüğü 26.10.2006 tarihinde kaydının silindiği görülmüştür. Mahkemece dinlenen tanıkların komşu işyeri tanıkları olup olmadığının denetlenemediği tanık...'ın davalı işyerinde çalışıp çalışmadığının belli olmadığı, işyerinden verilen dönem bordroları istenerek davacı ile birlikte bordroları geçmiş çalışanlar tesbit edilerek bu tanıkların dinlenmediği görülmüştür.
Yapılacak iş; varsa işyerinden verilen dönem bordrolarını getirterek dönem bordro tanıklarını dinlemek, dönem bordrosu verilmemiş ise komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kimseleri gerekirse zabıta vasıtasıyla tespit ettirerek tanık olarak beyanlarına başvurup çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Kabule göre de talep 1.3.2003-1.6.2003 tarihleri arasındaki sürenin tespitine ilişkin olduğu halde HMUK. nun 74. maddesine göre talep aşılarak karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/6489, K. 2011/13862, 19 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama