KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/6871 E., 2011/14314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.12.1982-01.01.1983 tarihleri arasında çalıştığının tespitiyle, sigortalılık hizmetine eklenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 01.12.1982-01.01.1983 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının davalı işyerinde 01.12.1982-01.01.1983 tarihleri arasında 30 gün süre ile Kurum taban ücreti ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davacının mahkemece sigortalı olarak kabul edildiği 01.12.1982 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılmaktadır.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 60/G maddesine göre, 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. Bu bakımdan, 2.5.1965 doğumlu olan davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 02.05.1983 olduğu kabul edilerek, 18 yaştan önceki çalışma sürelerinin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilmek üzere tesbiti gerektiği açık-seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK'nun 438/7.(6100 sayılı H.M.K.’nun 370/2.)maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/6871, K. 2011/14314, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama