KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7424 E., 2010/12550 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalı işveren nezdinde 1984-2000 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekilince istenilmesi ve davalılardan Şanlıurfa ...Turizm Otobüs İşletmesi Ltd. Şti. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.12.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara Tetkik Hakimi ... tarafından çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi.
KARAR
Dava: Davacının 1984-2000 yılları arasında davalı işyerinde şoför olarak geçen çalışmalarının sürekli olduğu iddiasına dayalı davalı Kuruma eksik bildirilen çalışma süresinin tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece 01.05.1991 ile 31.08.1993 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalardan kuruma bildirimde bulunulmayan 385 günlük sürede davalı işyerinde çalışıldığının tespitine fazla talebin reddine, işçilik alacaklarına ilişkin istemin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez.
Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece davacının kuruma bildirilen işe giriş ve çıkış tarihleri arasında geçen çalışmalarının kesintisiz olduğunun kabulüne karar verilirken dinlediği tanıkların davalı işyerinde tanıklık yaptıkları dönme ilişkin olarak davalı işyerinde bordrolara geçen kesintisiz çalışmalarının varlığına ilişkin bir delil yoktur. .
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SGK’na verilen dönem bordrolarında dava konusu dönemde kesintisiz çalışması bulunan bir diğer deyişle çalışmanın kesintisiz olduğunun bilmesi mümkün olan kayıtlı tanıklar saptanarak,
bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işyerine komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş yukarıda açıklanan niteliklerdeki kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/7424, K. 2010/12550, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama