KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7498 E., 2011/11402 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.136 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 16/04/1981 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, davacının sigorta başlangıç tarihinin 16/04/1981 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece 20/05/2010 tarihinde duruşma açılarak davacı vekilinin 20/05/2010 tarihli dilekçesinde 10/07/2009 tarihli genel vekaletnamedeki yetkiye dayanarak davadan feragat ettiğini bildirmesi nedeni ile davanın feragat nedeniyle reddine, davacı tarafça yapılan masrafın kendi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davanın 24/02/2010 tarihinde açıldığı, 26/02/2010 gününde tensip yapılarak dava dilekçesinin ve duruşma gününün 25/05/2010 saat 11.10 olarak belirlendiği davalı Kuruma 15/03/2010 tarihinde tebliğ edildiği, mahkemece davalı Kurumdan davacıyla ilgili sigortalılık belgelerinin istendiği ve dosyaya gönderildiği davacı vekilinin 20.05.2010 tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiğinin bildirildiği, mahkemece 25.05.2010 tarihli duruşma günü beklenmeden 20/05/2010 tarihinde duruşma açılarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın Kurum vekiline 27/05/2010 tarihininde mahkeme kaleminde tebliğ edildiği, Kurum avukatının 25/05/2010 tarihli hakim havaleli cevap lahiyası sunduğu, 01/06/2010 tarihinde kararı temyiz ettiği görülmüştür.
Feragat tek taraflı bir irade beyanıdır. Karşı tarafın kabulüne bağlı değil ise de, davalı Kuruma duruşma günü bildirilerek, dava ile ilgili SSK kayıtları getirtilerek bildirilen duruşma günü beklenmeksizin, 20/05/2010 tarihinde duruşma açılarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde ise de Kurum vekilinin 20/05/2010 tarihli cevap dilekçesinin Kurum zimmet defteri ile karar günü mahkemeye teslim edilip edilmediği araştırılmaksızın teslim edildiği takdirde Kurum yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davacının sigorta başlangıç tarihinin 16/04/1981 olduğunun tespitine ilişkindir.
Mahkemece, 26/02/2010 tarihli tensip zaptıyla duruşma 25/05/2010 tarihine bırakılmıştır. Duruşma öncesi davacı vekili 20/05/2010 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece feragat dilekçesi göz önüne alınarak celse açılmış ve 20/05/2010 tarihli duruşmada davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ise feragat tarihinden sonra 25/05/2010 tarihinde hakim havalesiyle dosyaya girmiştir.
Davalı vekili, kendilerine vekalet ücreti takdir edilmemesi nedeniyle anılan kararı temyiz etmiştir.
Feragat 1086 sayılı HMUK'nun 91. maddeleri ile yeni 6100 sayılı HMK.'nun 307 ve devamı maddelerinde açıkça düzenlenmiştir.
HMUK.'nun 91. maddesi ve yeni HMK.'nun 307. maddesi“Feragat,davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”şeklinde düzenlenmiştir.
1086 sayılı HMUK'nun 93. maddesinde “feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.” hükmü yer almıştır. Yeni HMK.'nun 309. maddesinde ise feragat ve kabul dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün, hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabul de feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır ''hükmü getirilmiştir.
6100 sayılı HMK.'nun 310. maddesinde de feragat ve kabulün zamanı düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Eski HMUK.'nun 95. ve yeni HMK.'nun 311. maddesine göre de feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere feragat veya kabul davaya son veren taraf işlemlerinden olup maddi anlamında kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır.
1086 sayılı HUMK'.nun 72, 79. maddeleri ile 6100 sayılı HMK.'nun 24. maddesi göz önüne alındığında, çekişmeli yargıda kural olarak “tasarruf ilkesi” geçerlidir. Taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat talep eden davacı, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçer. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, davacı da, açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Bunun doğal bir sonucu olarak, davacı feragat etmek suretiyle açmış olduğu davayı sona erdirebilir.
Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile olur. Feragatın geçerliliği için, bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Yani, davadan feragatın tamamlanması için, davacının feragat beyanının mahkemeye ulaşması yeterlidir. Bu feragat beyanının ayrıca davalıya da ulaşması, feragatın davalı tarafından da öğrenilmesi, feragatın tamamlanması için bir koşul değildir.
Çünkü davacı, davadan feragat etmekle yalnız davasını geri almakla yetinmemekte, ayrıca dava konusu yapmış olduğu haktan vazgeçmektedir. Feragatın geçerliliği için, mahkeme tarafından da kabul edilmesine gerek yoktur. Mahkeme, sadece davacının feragat beyanının gerçekten feragat olup olmadığını ve kanunun öngördüğü şekilde yapılıp yapılmadığını araştırır.
Mahkeme, davacının beyanının gerçekten feragat olduğunu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığını tespit ederse, davanın feragat nedeniyle reddine karar verir. Davadan feragat bir usul işlemi ise de, içeriği bakımından bir maddi hukuk işlemidir. Bu maddi hukuk işlemi ile taraflar arasındaki uyuşmazlık son bulur. Davadan feragatın içeriği olan maddi hukuk işlemi ancak maddi hukuk kurallarına göre iptal ettirilebilir.
Feragat aynı zamanda tek taraflı bir usul işlemidir. Mahkemenin davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin kararı yalnız usul hukukuna dayanan bozma sebeplerinden dolayı kanun yoluna götürülebilir. Davadan feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Kesin hükümden maksat şekli anlamında bir kesin hüküm olmayıp, maddi anlamda bir kesin hükümdür. Yani feragat nedeniyle reddedilen dava, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeniden açılamaz, açılırsa kesin hüküm nedeniyle reddedilir.(Bkz.Medeni Usul Hukuku-Prof DR. Baki Kuru- Prof Dr. ... Arslan- Prof Dr. Ejder Yılmaz.)
Somut olayda sigorta başlangıcının tespiti davası 24/02/2010 tarihinde açılmıştır. Mahkemece 26/02/2010 tarihli tensip zaptıyla duruşma 25/05/2010 tarihine bırakılmıştır. Dava dilekçesi davalı Kurum vekiline 15/03/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 20/05/2010 tarihli dilekçesiyle davadan feragat etmiştir. Mahkemece de yargıda tasarruf ilkesi gereğince aynı gün davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Feragat tarihine kadar davalı vekili tarafından dosyaya bir vekaletname veya cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.
Yukarıdaki açıklandığı gibi uygulamada ve öğretide feragat tek taraflı ve kesin hüküm sonucunu doğuran bir taraf işlemidir. Feragat dilekçesinin karşı tarafa tebliğine gerek olmadığı gibi, davalı tarafından da öğrenilmesi şart değildir. Davadan feragat edildiği tarih itibariyle dava konusu hak ortadan kalkar ve feragat nedeniyle davanın reddine dair karar da maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.
Sonuç olarak davacı feragat nedeniyle kendi lehine olan bir hakkı ortadan kaldırmaktadır. Feragat bir taraf işlemi olduğundan duruşma gününün beklenmesine,feragatın karşı yana ulaştırılmasına, karşı yanın buna karşı beyanda bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle duruşma gününün beklenmemesi veya mahkemece feragat günü açılan duruşmanın karşı tarafa bildirilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığından da bahsedilemez.
Çünkü feragat eden taraf zaten kendi lehine olan bir haktan vazgeçmektedir. Şayet feragat tarihine kadar dosyaya bir vekaletname veya cevap
dilekçesi ibraz edilmemiş ise dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmiş olması ve mahkemece de buna rağmen duruşma günü beklenmeden celse açılarak karar verilmesi, karşı taraf lehine bir vekalet ücretine hükmedilmesi hakkını vermez. Yerel mahkemece de zaten karşı taraf lehine bir vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı Kurum lehine yerel mahkemece vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekçesiyle makhkeme kararının bozulması doğrultusunda karar veren sayın çoğunluğun görüşüne katılmadığımızdan, anılan karara muhalifiz.28/11/2011
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/7498, K. 2011/11402, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama