KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7573 E., 2010/10255 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
758 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacılar ve davalılardan Çamlıbel (Edaş) Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacılar ile davalı Çamlıbel EDAŞ Şirketinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacıların murisi sigortalı ... ’ın öldüğü iş kazasında sigortalının % 25, davalı ...’ın %15, asıl işveren ... End. Ve Tic.Ltd.Şti.’nin % 25,alt işveren ...’ın %35 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş ... yararına 30.000,00 TL,çocuklar ...,... ve ... yararına ayrı ayrı 20.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken eş ... yararına 35.000,00 TL,çocuklar ...,... ve ... yararına ayrı ayrı 25.000,00’er TL’sına hükmedilmesi, ayrıca davacı eşin fazla maddi tazminat istemi, davacı tarafından önceden bilinmesi mümkün olmayan katsayı artışları sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerinin zararın bir kısmını karşılaması nedeniyle red olunduğundan davalılar yararına maddi tazminatın kısmen reddi nedeniyle avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerekirken avukatlık ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca karar bozulmamalı, kararın temyiz etmeyen davalı ....Şirketi yönünden kesinleştiğide gözetilerek, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/7573, K. 2010/10255, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama