KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7595 E., 2011/13039 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.01.1979-10.04.1980 tarihleri arasında sigortalı çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1979 olduğunun ve davalı işyerinde 10.04.1980 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının tesbitini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır. Davacıya ait 01.01.1979 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma 08.02.1979 tarihinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez.
Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir.
Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Tanıkların davacının amcası ve dayısı olması nedeni ile davanın reddi isabetli bulunmamıştır. Kaldı ki bu tür kişilerin sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren konularda dava kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemenin re’sen delil toplama yetkisi, de bulunmaktadır. Öte yandan işe giriş bildirgelerindeki imzanın genellikle muhasebeci veya benzer kişiler tarafından atıldığı da bilinen gerçeklerdendir. İşe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olmaması da başlıbaşına davanın reddi sebebi olamaz.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, 01.01.1979 tarihli bildirgenin verildiği işyerinin 506 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince, yasa kapsamında olan bir işyeri olup olmadığını araştırmak, davacının talep ettiği döneme ilişkin davalı işyerinden dönem bordrosu verilmediğinden zabıta marifetiyle tespit edilecek komşu işyerlerinde uyuşmazlık konusu olan dönemde çalıştığı tespit edilen komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurmak, davacının davalı işyerindeki çalışmasının sürekli olup olmadığını, çalışmanın kesintiye uğrayıp uğramadığını hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/7595, K. 2011/13039, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama