KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7890 E., 2011/12906 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.11.1999- 3.6.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının 01.01.1999-3.6.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile, davacının davalı işyerinde 01.11.1999-3.6.2009 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinden işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği işyerinden herhangi bir bildirim yapılmadığı, bordro verilmediği, işyerinin 1.3.1988- 31.8.1997 tarihleri arasında ve 10.12.2007 tarihinden sonra 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu, denetim memurlarının 10.12.2007 tarihli tutanağında davacının 1.11.1999 tarihinde işe başladığının belirlendiği, tutanağı yalnızca davacı ile aynı apartmanda oturan ...'ün imzaladığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir.
Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, mahkemece dinlenen tanıkların zabıtaca (emniyet, jandarma) tespit edilen komşu işyeri tanıkları olmadığı, işyerinde ayrıca dönem bordroları verilmediğine göre davalı Apartman Yöneticiliğine ait apartmanda kat maliki olmayıp uyuşmazlık konusu dönemde kiracı olarak oturanların dinlenmediği, davacının eşi ...'un ne iş yaptığı ....undan sicil dosyası istenerek araştırılmadığı, 29 Dairelik Kalorifersiz A ve B Blokların kapıcılık hizmetini davacının tek başına yürütüp yürütmeyeceğinin değerlendirilmediği, tutanakta imzası olan ... adlı tanığın dinlenmediği görülmektedir.
Yapılacak iş; davalı apartmana ait gelir- gider defterleri, yönetim kurulu karar defteri, gelir gider makbuz tarihi getirtmek, uyuşmazlık tarihinde komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişiler ve apartmanda o dönemde kiracı olarak oturan kişiler belirlenerek tanık olarak beyanlarına başvurmak, tutanak tanığı ...'ü dinlemek, tüm deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2., 6. ve 9.maddeleri gereğince kayıtlandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/7890, K. 2011/12906, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama