KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/9477 E., 2011/11516 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
991 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 2926 Sayılı Yasaya tabi sigortalılığı ile çakışan 506 Sayılı Yasaya tabi sigortalılığın iptaline, ödediği isteğe bağlı sigortalılık primlerinin kurumdan tahsiline, 2926 Sayılı Yasaya tabi sigortalığı nedeniyle prim borcu bulunmadığının ve 30.10.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Davacı vekili temyiz talebinden feragat ettiğinden vekaletnamede de temyizden feragata ilişkin yetkisi bulunduğundan davacının temyiz talebinin feragattan reddine,
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı ile çakışan 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın iptaline, ödediği isteğe bağlı sigortalılık primlerinin SGK'dan tahsiline, 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı nedeniyle prim borcu bulunmadığının ve 30.10.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı ile çakışan 1.3.1990- 31.10.1990 tarihleri arasındaki dönemde Tarım ... sigortalısı olduğunun ve bu döneme ilişkin prim borcu bulunmadığının tespitine, 1.3.1990- 31.10.1990 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının iptaline, ödemiş olduğu 2.37 TL primin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 30.10.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 20.4.1987 tarihli bildirge ile 1.4.1987 tarihinde Tarım ... sigortalısı olarak tescil edildiği, 30.9.2001 tarihine kadar sigortalı sayıldığı 1997 yılı affından yararlandığı, 3.7.2007 tarihine kadar prim ödediği, davacının 1990 yılında 240 gün 506 sayılı Yasaya tabi kısa süreli zorunlu sigortalı olduğunun anlaşılması üzerine davalı Kurumca 28.2.1990 tarihi itibariyle terkin edilip, prim ödemesi dikkate alınarak 1.7.1997 tarihi itibariyle yeniden başlatılıp 30.9.2001 tarihine kadar sigortalı sayıldığı, 18.4.2006 tarihinde Ziraat Odasına kayıtlı olduğu, başkaca tarımsal kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1982 Anayasa'sının 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulamaz devir edilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu 60. maddede ise herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulamaz ve feragat edilmez bir hak olduğu sonucuna ulaşılır.
506 sayılı Yasanın 6. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu bu suretle sigorta olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerinin azaltmak veya başkasına devretmek yoluyla hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak kişi bakımından hem bir hak hemde yükümlülüktür.
Öte yandan uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Yasanın 6/b maddesinde bu kanuna göre sigortalı olanların diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıkların sona ereceği bildirilmiştir.
Gerçekten Tarım ... sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, gerek 506 ve gerekse 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım ... sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise,
tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının başladığı tarihten bir gün önce 28.2.1990 tarihinde sona ermiş olup bu yönde yapılan kurum işlemi doğrudur.
Davacının 506 sayılı Yasaya tabi kısa süreli sigortalılığının son bulduğu 31.10.1990 tarihinden sonra 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının devam ettiğinin kabulü için bu tarihten sonra tarımsal faaliyetin devam ettiğinin tarımsal kayıtlarla ispatı gerektiğinden davacının da 31.10.1990 ve devamı şeklinde tarımsal kaydı bulunmadığından bu tarihten sonra 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı sayılması mümkün değilse de davacı 1997 yılı Affından yararlanıp 31.12.1996 tarihine kadar olan tüm prim borcunu ödediğinden davalı Kurumca primler tahsil edilip uzun süre kullanılıp sigortalılık konusunda umut verildikten sonra davacının sigortalılığının
iptal edilmesi MK.nun 2.maddesine aykırı olduğundan davacı 1.11.1990 tarihinden 31.12.1996 tarihine kadar zorunlu sigortalı sayılmalı davacının 1997 affı dışında yaptığı prim ödemelerinin 31.12.1996 tarihinden sonra hangi tarihe kadar isteğe bağlı sigortalılık süresine ilişkin primleri karşıladığı davalı Kurumdan sorularak o tarihler arasında da isteğe bağlı sigortalı olduğu kabul edilmelidir.
Mahkemece davacının 1.4.1987- 28.2.1990, 1.11.1990-31.12.1996 tarihleri arasındaki dönemde 2926 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalı olduğunun kabulüyle davacının 1997 affı dışında yaptığı prim ödemelerinin 31.12.1996 tarihinden sonra hangi tarihe kadar isteğe bağlı sigortalılık süresine ilişkin primleri karşıladığı davalı Kurumdan sorularak o tarihler arasında da isteğe bağlı sigortalı olduğunun kabulüyle 1.3.1990- 31.10.1990 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın iptali ile primlerin iadesine ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken sosyal güvenlik hakkından feragatın mümkün olmadığı gözetilmeksizin 1.3.1990- 31.10.1990 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın iptali ile ödenen primlerin iadesine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının 2926 sayılı Yasaya tabi zorunlu ve 60.maddeye göre isteğe bağlı sigortalı olduğu sürenin belirlenerek 2829 sayılı Yasaya göre hizmet birleştirmesi
yapılarak anılan Yasanın 8.maddesi gözetilerek davacıya 506 sayılı Yasaya göremi yoksa 1479 sayılı Yasaya göremi yaşlılık aylığı bağlanabileceği belirlenerek, belirlenen bu yasa gereğince yaşlılık aylığı şartlarını tartışarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Kabul şekli bakımından da davacıdan 506 sayılı Yasaya tabi primlerin alınmasında Kurumun bir hatası bulunmadığı ancak Kurumun temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz ile sorumlu olacağı gözetilmeksizin iadesine karar verilen primlerin ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması, ayrıca 506 sayılı Yasaya tabi primlerin bir bölümü işverence ödendiği halde tamamının davacıya iadesine karar verilmiş olması, ve yaşlılık aylığı koşullarının ne şekilde oluştuğu gerekçeli kararda tartışılmaksızın davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş olması da isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/9477, K. 2011/11516, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama