KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/9509 E., 2010/12600 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere verilen kararın bozma kararına uygun olmasına göre davacının tüm, davalı iş verenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 29.6.2005 tarihinde meydana gelen iş kazasında %23,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde 75.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle tahsilini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, karar davalı iş veren vekilince temyiz edilmiştir.
Olay tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışırken iş kazası geçiren davacının % 23.2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayda davacı işçinin %15, davalı işverenin % 85 oranında kusurlu bulunduğu dosya içeriğinden ve bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
BK'nun 47 maddesinde hâkimin, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Olayın özelliklerinin neler olduğu konu ile ilgili 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebileceğinden hâkimin kararında bunları objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın miktarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilecek manevi tazminat tutarının uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletici nitelikte olması, zarara uğrayanda bir huzur duygusu oluşturmalı,niteliği gereği bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinerek zarar uğrayan için bir zenginleşme aracı olmamalıdır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusuru,özellikle kazaya uğrayan işçinin iş göremezlik oranı ve yaşı olayın ağırlığı ve tarihi davacıda yaratılan elem ve üzüntü gibi diğer özelliklerde gözetildiğinde kaza nedeniyle %23.2 oranında maluliyete uğrayan davacı için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 40.000,00 TL'na hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK’nun 438/7.maddesi gereği düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/9509, K. 2010/12600, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama