KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/9528 E., 2011/14086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.1.2004- 1.10.2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının davalı işverene ait ev işleri ve otopark işyerinde 1.1.2004-1.10.2007 tarihleri arasında kesintisiz geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren tarafından davacıya ait işe giriş bildirgesi verilmediği, davalıya ait büfe ve otopark işletmesi işyerinden verilen dönem bordrosunda çalışmasının geçmediği ve ücret ödeme bordrosunun düzenlenmediği, (1057565) sigorta nolu büfe ve otopark işyerinin 24.4.2002 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar.
Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.
Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıkların davalıya ait büfe ve otopark işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden ise de; hem davacının ev işleri ve otopark işyerinde çalıştığını iddia etmesi bu yönüyle ev işleriyle ilgili kayıtlı tanık olmamaları ve otoparkla ilgili beyanlarının olmaması, hem de komşu işyerlerinde çalıştığı zabıta marifetiyle tespit edilmiş kişilerden de kimsenin dinlenilmemiş olması nedeniyle, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır.
Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan davalıya ait ve çalışma iddiasının bulunduğu ev işleri işyerinin Kurumda tescilli olup olmadığı varsa işyeri dosyasının araştırılmaması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Yapılacak iş; davacının davalı işverene ait otopark işyerinde geçen çalışmalar yönünden, daha önce dinlenen bordro tanıklarının bu işyeriyle ilgili fiili çalışmanın geçip geçmediğinin tespiti için yeniden ayrıntılı beyanlarını almak, ayrıca işyerine komşu olan işyerlerinin kayıtları celbedilip zabıta marifetiyle bu işyerlerinde çalışan kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarını almak, davacının davalıya ait ev işleri işyeriyle ilgili geçen çalışmaları yönünden ise;
öncelikle davalıya ait ve çalışma iddiasının bulunduğu bu ev işleri işyerinin Kurumda tescilli olup olmadığını sormak varsa işyeri dosyasını getirtmek, dönem bordrosu verilmiş ise bu işyerinde çalışan varsa kayıtlı çalışanların olmadığı taktirde, zabıta marifetiyle tespit edilecek, işyerine o tarihte komşu olan diğer komşu apartman çalışanları, komşu işverenler ile bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları celbedilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak,
özellikle ev işyerindeki çalışmanın sürekli ve haftanın yarısından fazla şekilde geçip geçmediğini belirlemek, işverenden varsa ücret bordrolarını araştırmak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/9528, K. 2011/14086, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama